Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), Basra Körfezi'ndeki deniz trafiğinin son durumuna ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada IMO Genel Sekreteri Arsenio Dominguez'in bölgedeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerine yer verildi.
Dominguez, bazı gemiler ve mürettebatlarının Basra Körfezi'nden ayrılmayı başardığını ancak çatışmaların başlamasından bu yana yaklaşık 6 bin denizciyi barındıran 400'e yakın geminin bölgeden güvenli şekilde çıkış yapamadığını bildirdi.
Küresel ekonomiye yönelik uyarı
Krizin hem kısa hem de uzun vadede ciddi etkiler oluşturabileceğini belirten Dominguez, yakıt, gübre ve diğer temel emtialara yönelik hayati tedarik zincirlerinin kesintiye uğramasının dünya genelindeki toplumlar ve ekonomiler üzerinde doğrudan sonuçlar doğuracağını vurguladı.
Küresel ölçekte deniz güvenliğinin gerilemesinden endişe duyduğunu ifade eden Dominguez, Karadeniz'den Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ne kadar yaşanan güvenlik sorunlarının herkese zarar verdiğini belirtti. Dominguez, durumun özellikle olaylardan etkilenen binlerce denizci açısından endişe verici olduğunu kaydetti.
Hürmüz Boğazı için engelsiz geçiş çağrısı
IMO Genel Sekreteri Dominguez, IMO Konseyinin temmuz ayında hayati önem taşıyan deniz yollarının korunmasına ilişkin bir karar taslağını kabul ettiğini hatırlattı.
Uluslararası seyrüseferde kullanılan boğazlardan transit geçiş hakkının hiçbir şekilde tehdit edilmemesi, engellenmemesi veya askıya alınmaması gerektiğini vurgulayan Dominguez, Hürmüz Boğazı'ndan engelsiz geçişin yeniden sağlanması için koordineli ve sürdürülebilir bir dönüş çağrısında bulundu.
Bu hedefin gerçekleştirilebilmesi için yenilenmiş siyasi irade ve işbirliğine ihtiyaç olduğunu belirten Dominguez, IMO'ya üye devletleri ve denizcilik sektörünü, boğazdaki seyrüsefer serbestisini yeniden sağlayacak pratik çözümler geliştirmek üzere IMO ve Birleşmiş Milletler sistemiyle birlikte çalışmaya çağırdı.
Hürmüz Boğazı çatışmaların odağında
Basra Körfezi'nde bulunan ve savaş öncesinde sivil deniz trafiğine açık olan Hürmüz Boğazı, ABD ile İran arasındaki çatışmaların odak noktasında bulunuyor.
İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik ilk saldırılarının üzerinden yaklaşık 6 ay geçmesine rağmen krizin çözümüne yönelik diplomatik çabaların tıkanmış durumda olduğu belirtiliyor.