Anadolu’nun hikâyesi yalnızca taşında, toprağında, türküsünde ve türkülerimize
konu olan insanlarında saklı değildir. Bazen bir ipliğin liflerinde, bazen eski
bir dokuma tezgâhının sesinde, bazen de bir kadının sabırla mekik vurduğu kumaşta yaşar. İşte bugün Hadim’de yeniden hayat bulan kenevirden Hadim bezine uzanan
hikâye, geçmişle geleceği aynı tezgâhta buluşturan güzel bir örnek.
Kenevir,
insanlık tarihinin en eski lif bitkilerinden biri. Tarım ve Orman Bakanlığı kaynaklarında,
M.Ö. 8000’lere kadar uzanan kenevir kumaşı kalıntılarından ve M.Ö.
1500’lü yıllarda Anadolu’da kenevir üretiminden söz ediliyor.
Yani kenevir, Anadolu insanının hayatına yabancı bir bitki değil; yüzyıllar boyunca ipliğe, kumaşa, giysiye ve çeşitli ihtiyaçlara
dönüşmüş kadim bir hammadde.
Üstelik
bunun Anadolu’da yaşayan örnekleri de var. Rize’de kenevir ipliğinden dokunan bezler
geçmişte iç çamaşırından peştamala kadar farklı ürünlerde kullanılmış; kenevir
bezinin teri çabuk kurutması ve havadar yapısı nedeniyle tercih edildiği
belirtiliyor.
Şimdi
bu eski hikâyenin bir başka sayfası Hadim’de
açılıyor.
“İlmek İlmek Anadoludakiler ile Kenevirden Hadim Bezine” projesi; Hadim Belediyesi, Karatay Belediyesi, Mevlana
Kalkınma Ajansı ve Muradın Olsun Derneği iş birliğiyle yürütülüyor. Proje,
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda,
2024 Yılı Anadoludakiler SOGEP kapsamında destekleniyor.
Ben
de bu güzel çalışmanın lansman ve sergisini gezme fırsatı buldum.
Sergide kenevir kumaşından hazırlanmış elbiseler, etekler, bluzlar, kadın ve
erkek kıyafetleri, bebek ürünleri, seccadeler ve çeşitli özel konfeksiyon ürünleriyle
karşılaştım.
İnsanın
baktığı yalnızca bir kumaş değildi.
Her ürünün
arkasında emek vardı, alın teri vardı, sabır vardı.
En
önemlisi de Anadolu kadınının üretme gücü vardı.
Bugün
Hadim’de kadınların tezgâh başına geçmesi, aslında yalnızca bir
dokumacılık faaliyetinin yeniden başlaması değildir. Bu çalışma, unutulmaya yüz
tutmuş bir kültürün ekonomik değere dönüştürülmesidir.
Proje kapsamında eğitim alan kadınların kenevir ipinden kumaş dokumaya başlaması
ve kooperatifleşme yönündeki çalışmalar, üretimin sürdürülebilir bir yapıya
kavuşmasını hedefliyor.
Burada
çok önemli bir mesaj var:
Her bölgenin bereketi aynı değildir ama her bölgenin bir değeri
vardır.
Her
yerde aynı tarım ürünü yetişmez. Bazı yerlerde tarımın imkânları
sınırlıdır. İşte böyle bölgelerde kalkınmayı yalnızca tarlaya bakarak düşünmemek
gerekir. Tarımın yanında dokuma, el sanatları, tasarım, tekstil ve yerel üretim
de istihdam kapısı olabilir.
Tarlada
yetişen kenevir, kadınların elinde ipliğe; iplik kumaşa; kumaş giysiye; giysi
ise katma değere dönüşüyor.
Asıl
kalkınma da burada başlıyor.
Bir
bitkiyi ham madde olarak satmak başka, onu işleyip markaya dönüştürmek başka…
Hadim
bezinin hedefi de yalnızca geçmişi yaşatmak değil; Anadolu’nun yerel değerini geleceğe taşıyabilmek
olmalı. Çünkü bugün dünyanın aradığı şey sadece ürün değil; hikâyesi olan,
emeği olan, yerel değeri olan ürünler.
Kenevir
kumaşının dayanıklılığı, nefes alabilirliği ve çok yönlü kullanım alanları üzerine
yapılan çalışmalar da bu doğal lifin tekstilde yeniden değerlendirilmesine yönelik
ilgiyi destekliyor.
Sergide
proje çalışanlarına ve emeği geçenlere plaketler verilirken aslında yalnızca
insanlar ödüllendirilmedi; emeğin kendisine değer verildi.
Bugün
Hadim’de atılan bu ilmek, yarın başka ilçelerde yeni tezgâhlara dönüşebilir.
Bir kadın üretir, bir aile kazanır, bir yöre markalaşır, bir kültür yeniden
canlanır.
Belki yıllar sonra Hadim bezi denildiğinde yalnızca bir kumaş değil; Anadolu
kadınının emeği, Hadim’in kültürü ve Türkiye’nin üretim gücü
akla gelir.
Kalkınma sadece büyük fabrikalar kurmakla olmaz.
Bazen bir ülkenin kalkınması, bir kadının tezgâh başında attığı ilk ilmekle başlar.