ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, “Müttefikler Ankara’da Programı” kapsamında düzenlenen savunma panelinde Türkiye’nin savunma sanayisi kapasitesine dikkat çekti. Akyol, ASELSAN’ın seri üretim kabiliyetini son iki yılda yüzde 40 artırdığını belirterek, birçok karmaşık radar ve hava savunma sisteminin müttefiklere iki yılın altında teslim edilebileceğini söyledi.
ICERIK: 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında Ankara’da düzenlenen savunma panelinde Türkiye’nin savunma sanayisindeki konumu ele alındı.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Münih Güvenlik Konferansı ve SETA Vakfı işbirliğiyle gerçekleştirilen “Müttefikler Ankara’da Programı”nın savunma oturumunda konuşan ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, Türkiye’nin NATO içindeki rolünün yeni dönemde savunma sanayisi gücüyle daha da belirginleştiğini vurguladı. Akyol, Türkiye’nin savunma sanayisi ekosisteminin geniş ve çok katmanlı bir yapıya ulaştığını ifade etti.
NATO’nun farklı dönemlerde Türkiye’ye biçtiği rolü değerlendiren Akyol, ilk aşamada Türkiye’nin öneminin büyük ölçüde coğrafi konumundan kaynaklandığını, daha sonraki dönemde ise Türkiye’nin ittifakın en büyük ikinci askeri gücü olarak öne çıktığını söyledi. Akyol’a göre yeni dönemde bu tabloya savunma sanayisi de eklendi.
Türkiye’nin artık yalnızca coğrafi ve askeri kapasitesiyle değil, savunma sanayisi üretim gücüyle de NATO ülkeleri için önemli bir tedarikçi konumuna geldiğini belirten Akyol, bu alanın Türkiye’nin ittifaka katkısında yeni bir başlık oluşturduğunu dile getirdi. Savunma sanayisinde alınan siparişlerin teslim süreçlerine de değinen Akyol, sektörün doğası gereği bazı teslimatların 2, 3 hatta 4 yılı bulabildiğini söyledi.
Buna karşın ASELSAN’ın geçen yıl dikkat çekici bir performans ortaya koyduğunu belirten Akyol, alınan sipar.
36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında Ankara’da düzenlenen savunma panelinde Türkiye’nin savunma sanayisindeki konumu ele alındı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Münih Güvenlik Konferansı ve SETA Vakfı işbirliğiyle gerçekleştirilen “Müttefikler Ankara’da Programı”nın savunma oturumunda konuşan ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, Türkiye’nin NATO içindeki rolünün yeni dönemde savunma sanayisi gücüyle daha da belirginleştiğini vurguladı.
Akyol, Türkiye’nin savunma sanayisi ekosisteminin geniş ve çok katmanlı bir yapıya ulaştığını ifade etti. NATO’nun farklı dönemlerde Türkiye’ye biçtiği rolü değerlendiren Akyol, ilk aşamada Türkiye’nin öneminin büyük ölçüde coğrafi konumundan kaynaklandığını, daha sonraki dönemde ise Türkiye’nin ittifakın en büyük ikinci askeri gücü olarak öne çıktığını söyledi. Akyol’a göre yeni dönemde bu tabloya savunma sanayisi de eklendi.
Türkiye’nin artık yalnızca coğrafi ve askeri kapasitesiyle değil, savunma sanayisi üretim gücüyle de NATO ülkeleri için önemli bir tedarikçi konumuna geldiğini belirten Akyol, bu alanın Türkiye’nin ittifaka katkısında yeni bir başlık oluşturduğunu dile getirdi.
Savunma sanayisinde alınan siparişlerin teslim süreçlerine de değinen Akyol, sektörün doğası gereği bazı teslimatların 2, 3 hatta 4 yılı bulabildiğini söyledi. Buna karşın ASELSAN’ın geçen yıl dikkat çekici bir performans ortaya koyduğunu belirten Akyol, alınan siparişlerin yüzde 28’inin aynı yıl içinde teslim edildiğini açıkladı. Bu sonucun şirketin endüstriyel kapasitesini gösterdiğini kaydeden Akyol, seri üretim kabiliyetlerinde son iki yılda yüzde 40 artış sağlandığını ifade etti.
Akyol, Ankara’da yürütülen yatırımlara da dikkat çekerek, dünyanın en büyük hava savunma altyapılarından birinin başkentte inşa edildiğini söyledi. Bu yatırımın 2 milyar doların üzerinde bir büyüklüğe sahip olduğunu belirten Akyol, ASELSAN’ın dinamik bir inovasyon döngüsüyle çalıştığını ve bu yönüyle birçok şirketten daha iyi bir noktada bulunduğunu dile getirdi.
Konuşmasında sahadan alınan geri bildirimlerin önemini de vurgulayan Akyol, Türkiye’nin yalnızca üretim kapasitesiyle değil, gerçek operasyonel deneyimlerden beslenen ürün geliştirme süreçleriyle de farklılaştığını söyledi. Sahadan her gün geri bildirim aldıklarını ifade eden Akyol, bu durumun ürünlerin geliştirilmesi ve kanıtlanmış çözümler sunulması açısından önemli bir avantaj sağladığını belirtti.
Akyol, başarının yalnızca ASELSAN ya da ROKETSAN gibi büyük şirketlerle sınırlı olmadığını, 3 binden fazla yerel firmanın yer aldığı geniş bir ekosistemin katkısıyla ortaya çıktığını vurguladı. Bu yapının Türk savunma sanayisinin toplam kabiliyetini gösterdiğini belirten Akyol, Avrupa’daki teslimat takvimleri ve üretim kapasitesine ilişkin değerlendirmelerde de bulundu.
Avrupa bölgesinde benzer ölçekte hazır bir kapasitenin bulunduğunu düşünmediğini söyleyen Akyol, Türkiye’nin hava savunma sistemleri dahil karmaşık radar ve hava savunma çözümlerinde müttefik ülkelere iki yılın altında teslimat yapabilecek durumda olduğunu ifade etti.
Avrupa ülkeleri ve hükümetlerine açık rekabet çağrısı yapan Akyol, kapalı rekabet yerine açık rekabetin uzun vadeli stratejiler açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Açık rekabetin kullanıcılar için daha kaliteli ürünlere daha düşük maliyetle ulaşma imkanı sağlayacağını belirten Akyol, Türk savunma sanayisinin daha iyi çözümler sunabileceğini ve bunun bazı ülkelerde uygulandığını dile getirdi.
Akyol, Türkiye’nin kapasitesinin ortada olduğunu belirterek, Türkiye ve Türk savunma sanayisinin NATO güvenlik şemsiyesine geçmişe kıyasla daha fazla katkı sağlayacağına inandığını ifade etti.