Herkese iyi gelmeye çalışırken kendinize zarar vermeyin
Hayat, herkesi memnun etme yarışması değildir. İnsan bazen
başkalarını kırmamak için kendini kırar. Bir gönül incinmesin diye kendi gönlünü
susturur. Bir ilişki bitmesin diye kendi sınırlarından vazgeçer. Birileri üzülmesin
diye kendi içindeki fırtınaları kimseye anlatmaz.
Sonra bir gün fark eder ki; herkesi taşımış, kendisi yük
altında kalmıştır.
İşte tam burada durmak gerekir.
İyi insan olmak; herkese boyun eğmek değildir. Merhametli
olmak; herkesin yükünü sırtlanmak değildir. Affetmek; aynı yaranın tekrar
tekrar açılmasına izin vermek hiç değildir.
Kendinizi harcamayın.
İyi niyetinizin kullanılmasına, sabrınızın sınırınız sanılmasına, sessizliğinizin güçsüzlük
olarak görülmesine alışmayın. Bazen “hayır” demek gerekir. Hem de hiç suçluluk duymadan…
Sizin de sınırlarınız var. Sizin de yorulduğunuz, kırıldığınız,
incindiğiniz yerler var. Her zaman güçlü görünmek zorunda değilsiniz. Herkese
yetişmek, herkesin derdini çözmek, herkesi memnun etmek sizin göreviniz değil.
Siz de insansınız.
Sizi yalnızca işi düştüğünde arayanlara, sevgisini yalnızca
ihtiyaç duyduğunda hatırlayanlara, sizi kaybetmemek için değil, kendi yalnızlığını gidermek için hayatınızda
bulunanlara dikkat edin.
Bir insanın size verdiği değeri, söylediği sözlerden çok size
yaşattıkları gösterir.
Özür dilemek kolaydır; değişmek zordur. “Seviyorum.” demek kolaydır; sevdiğini
davranışlarıyla göstermek emek ister. Bu yüzden her özrü değişim, her ilgiyi
sevgi, her dönüşü pişmanlık sanmayın.
Kendi değerinizi başkalarının size ayırdığı zamana bağlamayın.
Birileri sizi aramadı diye değersiz değilsiniz. Birileri
sizi seçmedi diye eksik değilsiniz. Birileri sizi anlamadı diye anlatmakta başarısız değilsiniz.
Bazı insanlar sizi anlamaya değil, kendilerine uydurmaya çalışır.
Buna da alışmayın.
Kendi hayatınızı sürekli başkalarının beklentilerine göre düzenlemeyin. İçiniz “hayır” derken yüzünüzde “peki” taşımayın. Sırf birini
kaybetmemek için kendinizi kaybetmeyin.
Çünkü hayat, başkalarının gönlünü hoş etmek için tüketilecek kadar uzun değil.
Bazen uzaklaşmak,
bazen bir kapıyı kapatmak, insanın kendine açtığı en güzel kapıdır. Bazen
susmak değil, hakkını söylemek gerekir. Bazen affetmek değil, mesafe koymak
gerekir.
Ve bazen insanın kendisine söylemesi gereken en önemli cümle
şudur:
“Ben de herkes kadar önemliyim.”
Bunu unutmayın.
Kendinize geç kalmayın.
Herkese verdiğiniz şefkatten birazını kendinize ayırın.
Herkesi düşündüğünüz kadar kendinizi de düşünün. Herkesi koruduğunuz kadar
kalbinizi de koruyun.
İnsan, başkalarına vere vere tükenebilir.
Ama tam da burada başka bir kapı vardır.
Yaradan’ın kapısı…
Siz herkese yetişemediğinizde, herkes sizi anlamadığında, içiniz
daraldığında, yükünüz ağırlaştığında kendinizi çaresiz sanmayın.
Yaradan Rabbin seni bekliyor her daim.
O’na içinizi dökün. Rabbinizle dertleşin. Kimseye anlatamadığınız
derdinizi O’na anlatın. Gecenin sessizliğinde,
kalbinizin en kuytu yerinde, secdelerde O’na sığının.
Her şeyi kendi omuzlarınızda taşımak zorunda değilsiniz.
Rabbine sığın, derdini O’na havale
et.
Çünkü insanın gücü sınırlıdır; Allah’ın kudreti sınırsızdır.
Sizin göremediğinizi O görür.
Sizin bilemediğinizi O bilir. Sizin yetişemediğinize O yetişir. Bazen kapandığını
sandığınız bir kapının ardında, bilmediğiniz başka bir rahmet vardır.
Öyleyse kendinizi tüketirken dünyaya değil, sınırsız gücün
sahibine yaslanın.
Dua edin.
Sabredin.
Elinizden geleni yapın ve gerisini Rabbinize bırakın.
İyilik yapın ama kendinizi yok saymayın.
Sevin ama kendinizi kaybetmeyin.
Affedin ama aynı yaraya tekrar tekrar
teslim olmayın.
Fedakârlık yapın ama kendinizi feda
etmeyin.
Kendinizi heba etmek fedakârlık değil; zamanla
kendinize yaptığınız haksızlıktır.
Bazen insanın en çok
ihtiyacı olan şey, herkesi bırakıp kendine, iç ve Rabbine dönmesidir.
Bir kenara çekilin ve derin bir nefes alın.
Bugüne kadar yetişemedikleriniz için kendinizi suçlamayın.
Herkesi kurtaramadınız diye kötü insan değilsiniz. Birilerini mutlu edemediniz
diye başarısız değilsiniz. Her ilişkiyi sürdüremediniz
diye vefasız değilsiniz.
Bırakın bazı insanlar sizi yanlış anlasın.
Bırakın bazı kapılar yüzünüze kapansın.
Bırakın bazı insanlar hayatınızdan çıksın.
Her giden kayıp değildir.
Bazı gidişler, insanın kendisine ve Rabbine dönüşüdür.
Ve artık kendinize şu izni verin:
Yorulmaya hakkınız var.
Hayır demeye hakkınız var.
Uzaklaşmaya hakkınız var.
Dinlenmeye hakkınız var.
Kendinizi seçmeye hakkınız var.
Kimseyi kaybetmemek için kendinizi kaybetmeyin.
Çünkü sizi koruyacak ilk insan yine sizsiniz; sizi gerçekten
taşıyacak en büyük güç ise Rabbimizin sınırsız kudretidir.
Bugünden sonra başkalarının gönlünde yer açmak için kendi
kalbinizi daraltmayın.
Kendinize iyi davranın.
Kendinizi eksiltmeyin.
Kendinizi ertelemeyin.
Kendinizi terk etmeyin.
Ve ne olursa olsun, Rabbinizden ümidinizi
kesmeyin.
Unutmayın:
Dünyayı sırtınızda taşımak zorunda değilsiniz.
Herkese yetişmek zorunda değilsiniz.
Herkesi iyileştirmek zorunda değilsiniz.
Herkes tarafından sevilmek zorunda hiç
değilsiniz.
Bazen en büyük cesaret, başkalarına “yeter” demek değil; kendinize “artık kendimi üzmeyeceğim” diyebilmektir.
Öyleyse başınızı kaldırın.
Geçmişte kendinizi ne kadar ihmal etmiş olursanız olun, bugün
kendiniz için yeni bir sayfa açabilirsiniz.
Hayatınızın geri kalanını, kendinizi tükettiğiniz için üzülerek değil; kendinizi
yeniden bulduğunuz ve yaradana daha sıkı
sarıldığınız için huzurla yaşayın.
Çünkü siz, kendinizi feda ettiğinizde değil; kendinize
sahip çıktığınızda ve sınırsız kudret sahibi Rabbine sığındığınızda gerçekten güçlenirsiniz.
Kendinizi harcamayın.
Kendinizi kaybetmeyin.
Kendinize geç kalmayın.
Rabbinden uzaklaşmayın.
Ve aklınızdan çıkarmayın:
Bu hayatta herkese bir iyilik borcunuz olabilir; ama
kendinize ihanet etmek gibi bir borcunuz asla yok.
Yükünüz ağırsa Allah’a
bırakın.
Kalbiniz kırılmışsa Rabbe açın.
Yolunuz karanlıksa yaratana sığının.
İnsanın gücünün bittiği yerde, Allah’ın
rahmeti başlar.
Ve bazen huzur, sorunların bitmesi değil;
o sorunları taşıyan omuzların artık
yalnız olmadığınızı bilmektir.