Silah programı nedeniyle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararları doğrultusunda birçok ülkenin yaptırımları altında bulunan Kuzey Kore’nin, gelir kaynaklarını artırmak amacıyla vatandaşlarını farklı ülkelerde çalıştırdığı değerlendiriliyor.
BMGK’nin Mart 2024 tarihli raporuna göre, 100 binden fazla Kuzey Koreli yaklaşık 40 ülkede terzilik, inşaat, tıp, bilgi teknolojileri ve yemek servisi gibi çeşitli alanlarda çalışıyor ve elde ettikleri kazançların bir bölümünü Pyongyang yönetimine aktarıyor.
Özellikle bilişim alanında çalışan Kuzey Korelilerin, çeşitli yöntemlerle şirketlerin bilgi teknolojileri pozisyonlarında iş bulduğu belirtiliyor. Bu çalışanların elde ettikleri gelirlerle Kuzey Kore’ye yılda yaklaşık 250 ila 600 milyon dolar kazandırdığı tahmin ediliyor.
Kuzey Koreli bilişim çalışanlarının iş başvurularında sahte kimliklerden yararlandıkları ve çok farklı şirketlerle pozisyonları hedef aldıkları ifade ediliyor. İş bulma platformlarındaki profillerin hazırlanmasında ve mülakat süreçlerinde yapay zekadan da faydalanıldığı belirtiliyor.
Çalışanların bulundukları ülkelerdeki yerel "aracıların" adres ve banka hesaplarını kullandıkları da aktarılıyor. CNN tarafından yürütülen araştırmaya göre bazı aracılar, çok sayıda Kuzey Koreli çalışana destek verirken şirketlerin gönderdiği bilgisayarlardan oluşan "laptop çiftlikleri" de kuruyor.
Kuzey Koreli bilişim çalışanlarının faaliyetleri birçok ülkenin de gündemine girdi. ABD, Japonya, Güney Kore, Avustralya, Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda, Yeni Zelanda ve İngiltere, 31 Temmuz’da konuya ilişkin ortak bir açıklama yayımladı.
Açıklamada, Kuzey Kore’nin çoğunlukla yüksek kabiliyetlere sahip bilişim teknolojileri çalışanlarından oluşan ağı, nükleer silah ve balistik füze programlarının finansmanı amacıyla kullandığı belirtildi.
Bu kişilerin kimliklerini gizlemek ve faaliyetlerini genişletmek için başka ülkelerin vatandaşlarını taklit etmek dahil çeşitli yöntemlere başvurdukları ifade edildi. Ayrıca bazı bilişim çalışanlarının veri sızdırma, kripto para hırsızlığı ve hassas bilgilerin çalınması gibi faaliyetlere karışarak şirketler açısından içeriden tehdit oluşturduğu bildirildi.