Ankara’da Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi’nin sonuç bildirisi yayımlandı.
Bildiride kolektif savunma taahhüdü, savunma yatırımlarının artırılması, Ukrayna’ya uzun vadeli destek, 50 milyar doları aşan tedarik anlaşmaları ve Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğü başlıkları öne çıktı. ICERIK: Türkiye’nin ev sahipliğinde Ankara’da gerçekleştirilen 36.
NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi’nin ardından sonuç bildirisi kamuoyuyla paylaşıldı. 7-8 Temmuz tarihlerinde yapılan zirvenin kapanış metni, İttifak’ın önümüzdeki döneme ilişkin güvenlik yaklaşımını, savunma kapasitesini güçlendirme hedeflerini ve küresel krizlere yönelik tutumunu ortaya koydu.
Bildirinin merkezinde, NATO’nun temel dayanağı olan kolektif savunma taahhüdü yer aldı. Üye ülkelerin, NATO Antlaşması’nın 5.
maddesine ve transatlantik bağa bağlılıklarını yeniden teyit etmek üzere Ankara’da bir araya geldiği belirtildi. Metinde, bir müttefike yönelik saldırının tüm müttefiklere yapılmış sayılacağı hatırlatılarak, İttifak’ın birlik ve dayanışmasının yaklaşık 1 milyar vatandaşın barış, güvenlik ve refahı açısından temel unsur olduğu vurgulandı.
Sonuç bildirisinde NATO’nun caydırıcılık ve savunma anlayışının “360 derece” perspektifle sürdürüleceği ifade edildi. Bu yaklaşım, İttifak’ın yalnızca belirli bir bölgeye ya da tek bir tehdide odaklanmadığını; farklı yönlerden gelebilecek güvenlik risklerine karşı hazırlıklı olmayı hedeflediğini gösterdi.
Bildiride, Rusya’nın Avrupa-Atlantik güvenliği ve istikrarı açısından uzun vadeli tehdit oluşturduğu, terörizmin de devam eden bir tehdit olmaya devam ettiği kaydedildi. Zirvenin öne çıkan başlıklarından biri savunma harcamaları ve kabiliyet yatırımları oldu.
Müttefiklerin, Lahey Savunma Taahhüdü’nü hayata geçird.
Türkiye’nin ev sahipliğinde Ankara’da gerçekleştirilen 36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi’nin ardından sonuç bildirisi kamuoyuyla paylaşıldı. 7-8 Temmuz tarihlerinde yapılan zirvenin kapanış metni, İttifak’ın önümüzdeki döneme ilişkin güvenlik yaklaşımını, savunma kapasitesini güçlendirme hedeflerini ve küresel krizlere yönelik tutumunu ortaya koydu.
Bildirinin merkezinde, NATO’nun temel dayanağı olan kolektif savunma taahhüdü yer aldı. Üye ülkelerin, NATO Antlaşması’nın 5. maddesine ve transatlantik bağa bağlılıklarını yeniden teyit etmek üzere Ankara’da bir araya geldiği belirtildi. Metinde, bir müttefike yönelik saldırının tüm müttefiklere yapılmış sayılacağı hatırlatılarak, İttifak’ın birlik ve dayanışmasının yaklaşık 1 milyar vatandaşın barış, güvenlik ve refahı açısından temel unsur olduğu vurgulandı.
Sonuç bildirisinde NATO’nun caydırıcılık ve savunma anlayışının “360 derece” perspektifle sürdürüleceği ifade edildi. Bu yaklaşım, İttifak’ın yalnızca belirli bir bölgeye ya da tek bir tehdide odaklanmadığını; farklı yönlerden gelebilecek güvenlik risklerine karşı hazırlıklı olmayı hedeflediğini gösterdi. Bildiride, Rusya’nın Avrupa-Atlantik güvenliği ve istikrarı açısından uzun vadeli tehdit oluşturduğu, terörizmin de devam eden bir tehdit olmaya devam ettiği kaydedildi.
Zirvenin öne çıkan başlıklarından biri savunma harcamaları ve kabiliyet yatırımları oldu. Müttefiklerin, Lahey Savunma Taahhüdü’nü hayata geçirdiği belirtilirken, Avrupalı müttefikler ve Kanada’nın 2025 yılında temel savunma ihtiyaçlarına yönelik yatırımlarını 139 milyar dolardan fazla artırdığı bilgisi paylaşıldı. Bu çerçevede NATO içinde yük paylaşımı, savunma kapasitesinin güçlendirilmesi ve müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstlenmesi vurgulanan konular arasında yer aldı.
Bildiride, “daha güçlü bir NATO içinde daha güçlü bir Avrupa” hedefi de dikkat çekti. Avrupalı müttefikler ve Kanada’nın, ABD ile birlikte İttifak’ın savunmasına daha fazla katkı sağladığı ifade edildi. Bu vurgu, NATO’nun hem transatlantik bağını koruma hem de Avrupa’nın savunma kapasitesini artırma hedefini birlikte ele aldığını ortaya koydu.
Savunma sanayii iş birliği de Ankara Zirvesi’nin önemli gündem maddelerinden biri oldu. Bildiride, Ankara’da 50 milyar doları aşan yeni tedarik anlaşmasının duyurulduğu belirtildi. Müttefiklerin kolektif üretim kapasitesini artırmak ve inovasyonu hızlandırmak amacıyla sanayiyle daha yakın çalışacağı kaydedildi. Ayrıca savunma ticaretinin önündeki engellerin kaldırılmasına yönelik çabaların sürdürüleceği ve savunma sanayii alanında iş birliğinin derinleştirilmesi için NATO ortaklıklarından yararlanılacağı ifade edildi.
NATO’nun savunma mimarisine ilişkin bölümde, caydırıcılık yapısının nükleer, konvansiyonel ve füze savunma kabiliyetlerinin uygun bileşimine dayandığı belirtildi. Bu yapının uzay ve siber unsurlarla desteklendiği kaydedildi. Müttefiklerin, muharebe üstünlüğünü koruma kararlılığında olduğu vurgulanırken, silahlı kuvvetlerin konuşlandırılması, desteklenmesi ve sürdürülebilirliğinin sağlanması için yatırımların devam edeceği bildirildi.
Belirlenen kabiliyet hedefleri arasında derinlikte hassas vuruş, entegre hava ve füze savunması, insansız sistemler, ileri teknolojiler ve istihbarat kapasitesinin güçlendirilmesi yer aldı. Bildiride ayrıca birbiriyle uyumlu çalışabilen transatlantik muharebe bulutunun geliştirildiği ve güçlü yapay zekâ modellerinin benimsendiği ifade edildi. Bu başlıklar, NATO’nun savunma planlamasında teknoloji, veri paylaşımı ve çok alanlı harekât kabiliyetlerine daha fazla önem verdiğini gösterdi.
Zirve bildirisi, Ukrayna’ya destek konusunda da kapsamlı mesajlar içerdi. Metinde, Ukrayna’nın transatlantik güvenliğe katkı sağladığı belirtilerek, müttefiklerin Ukrayna’nın özgürlüğünü, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü savunmasına yönelik desteklerinde birlik içinde oldukları ifade edildi. Avrupalı müttefikler ve Kanada’nın, Ukrayna’ya yönelik güvenlik yardımının büyük bölümünü artık ikili ve çok taraflı yollarla finanse ettiği hatırlatıldı.
Bildiride, Ukrayna’ya verilen desteğin uzun vadeli, adil, öngörülebilir ve sürdürülebilir olması gerektiği vurgulandı. Müttefiklerin 2026 yılı için Ukrayna’ya askerî teçhizat, yardım ve eğitim desteği kapsamında 70 milyar avro taahhütte bulunduğu kaydedildi. Ayrıca 2027 yılında da en az aynı seviyede desteğin sürdürülmesine yönelik egemen taahhütlerin teyit edildiği bildirildi. Avrupa Birliği’nin Ukrayna Destek Kredisi aracılığıyla Ukrayna’ya çok yıllı finansman sağlama kararının memnuniyetle karşılandığı da metinde yer aldı.
Sonuç bildirisinde yalnızca Avrupa-Atlantik bölgesine yönelik tehditler değil, daha geniş güvenlik ortamını etkileyen krizler de değerlendirildi. NATO’nun hibrit tehditlere, yaygın istikrarsızlığa, tekrarlayan krizlere ve stratejik rekabete karşı uyum sağlamayı sürdüreceği ifade edildi. Bu kapsamda İran’a ilişkin mesajlar da bildiride dikkat çeken başlıklar arasında yer aldı.
Müttefikler, İran’ın hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmaması gerektiği yönündeki tutumlarını yineledi. Ayrıca İran’a Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğüne tam anlamıyla saygı gösterme çağrısı yapıldı. Bu ifade, enerji taşımacılığı ve uluslararası deniz ticareti açısından kritik öneme sahip geçiş yollarının güvenliğinin NATO gündeminde yer tuttuğunu ortaya koydu.
Bildiri, Türkiye’ye ev sahipliği için teşekkür edilmesiyle tamamlandı. Metinde, Türkiye’nin gösterdiği “cömert ev sahipliği” için teşekkür edildiği belirtilirken, müttefiklerin bir sonraki toplantıda yeniden bir araya gelmeyi beklediği ifade edildi. Ankara Zirvesi’nin sonuç bildirisi, NATO’nun kolektif savunma ilkesini korurken savunma sanayii, ileri teknoloji, Ukrayna’ya destek ve bölgesel güvenlik konularında daha kapsamlı bir yol haritası benimsediğini gösterdi.