DOLAR 50,00EURO 55,95STERLİN 67,19GRAM ALTIN 6.312,27BIST 11.023,55BTC 77.863
Konya Parçalı bulutlu · 10,6°C
Siyaset

Bakan Kurum: COP, BM Zirvesi ile eş diyebileceğimiz bir organizasyon

23.10.2026 19:23
Xin
REKLAMTurizmCRM

COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP31’in BM Genel Kurulu kadar önemli bir toplantı olduğuna vurgu yaparak, "196 ülke iklimle ilgili taahhütlerini, projelerini, hedeflerini, tecrübelerini paylaşıyor. New York'taki Birleşmiş Milletler Zirvesi ile eş diyebileceğimiz bir organizasyon" dedi.

Bakan Kurum, COP31 hazırlıklarına ilişkin İstanbul'da medya kuruluşlarının genel yayın yönetmenleriyle bir araya geldi. Açılış konuşmasında COP31 Eylem Gündemi’ni ve sahadaki hazırlıkları anlatan Bakan Kurum daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. Türkiye’nin Uygulama COP’u yaklaşımını detaylandıran Bakan Kurum, "Bugün dünya maalesef o 1,5 derece hedefinden uzak.

Seller, yangınlar, yağışlar şiddeti, sıklığı artarak devam ediyor. Artık ülkelerin maalesef ekonomilerine çok önemli izler, derin yaralar bırakıyor. O yüzden biz bu mücadeledeki samimiyetimizi, tecrübemizi ortaya koyacağız ve istiyoruz ki; tamam konuşulan konuşuldu ama artık bunları hayata geçirmemiz lazım.

Artık taahhüt konuşmayalım. Yeni taahhüt istemiyoruz. O taahhütleri uygulamaya geçirmek istiyoruz.

Çünkü gençler, çocuklar, dünya bizden bunu bekliyor. O yüzden bu iradeyi ortaya koyacak bir başkanlık sürecini ilk günden itibaren yürüttük. Sonuna kadar da bu duruşta, bu kararlılıkta olacağız" dedi.

"Yaşanacak bir dünya kalmadıktan sonra sınırlarınızı savunsanız ne olur?" COP31 Başkanı Kurum, iklim değişikliği ile mücadelenin NATO’nun savunma yatırımları mantığıyla, finansman desteğiyle mümkün olabileceğine işaret etti: "Burada var olup yok olma meselesi var. Ülkelerin bu dönüşümden istifade edip üretimini, istihdamını artırma meselesi var. İşte tam da bu noktada biz tüm dünyanın dikkatini Antalya'ya çekmek istiyoruz.

Bu kararları almamız lazım. Geleceğimiz için, çocuklarımız için almak mecburiyetindeyiz. Eğer bir NATO toplantısında ülkeler savunma harcamalarını yüzde 5'e çıkarma kararı alıyorsa iklimle ilgili mücadelede de aynı kararlılığı tüm dünya göstermek zorunda.

Çünkü yaşanacak bir dünya kalmayacak. Yaşanacak bir dünya kalmadıktan sonra sınırlarınızı savunsanız ne olur? Yani suyunuzun olmadığı, yeşilinizin olmadığı veya o tarihi binanın içinde oturamadığınız işte Avrupa'nın bugün yaşadığı binanız olsa ne olacak?. Veya yaşanan iklim göçleri sebebiyle başka krizlerle karşılaştığınızda bunu nasıl çözeceksiniz?" "Birleşmiş Milletler Zirvesi ile eş diyebileceğimiz bir organizasyon" COP31’in BM Genel Kurulu kadar önemli bir toplantı olduğuna vurgu yapan Bakan Kurum, iklim ile ilgili dünyayı ilgilendiren tüm konuların bu toplantılarda müzakere edildiğini anlattı: "Bu zirve şu an tüm dünya geneline baktığınızda 196 ülkenin katıldığı en büyük zirve.

196 ülke iklimle ilgili taahhütlerini, projelerini, hedeflerini, tecrübelerini paylaşıyor. Ülkelerin verilmiş olan taahhütlerinin ne yapıldığı orada sorgulanıyor. Müzakereler yapılıyor günlerce.

Dolayısıyla bu BM nezdinde en büyük organizasyon. Yani New York'taki Birleşmiş Milletler Zirvesi ile eş diyebileceğimiz bir organizasyon. Biz ne elde edeceğiz? Biz, bir kere COP31 Başkanlığı olarak 196 ülke adına hareket ediyoruz.

Burada şeffaf, hakkaniyetli, adaletli bir başkanlık süreci yürüteceğimizi ve COP31'de de netice alacağımızı, almak istediğimizi söyledik. O yüzden diyalogla, uzlaşıyla hareket edeceğiz ama aksiyonla da sonuç alacağımızı aslında üç kelimeyle tüm dünyaya ifade etmiş olduk." Sürdürülebilirlik belgesini alan ilk COP organizasyonu Antalya Bakan Kurum, toplantıda kendisine yöneltilen “COP31 kendi karbon ayak izini azaltmak için ne gibi bir strateji izliyor?” sorusunu şöyle yanıtladı: "Türk Hava Yolları ile gelen misafirlerin emisyonunu bile düşünüyoruz. Yani sıfır emisyonlu bir organizasyon olsun istiyoruz.

Bu kapsamda hatta ilk belgeyi alan, sürdürülebilirlik belgesini alan COP organizasyonu bu. Dün Antalya'ya gittiğimizde bu belgeyi aldık ve COP tarihinde de ilk yani böyle bir belge. Buradaki transfer araçları, ulaşım araçları yine Euro 6 standartlarına uygun.

Gerek elektrikli gerekse doğal gazlı araçlarla insanlar bu katılımları yapacaklar. Yeni araçlar buraya gönderdik. Tüm Türkiye'den diğer belediyelerimizden araçları yine Antalya Büyükşehir Belediyemize gönderdik.

Yeni 650 araç geldi ve hepsi düşük emisyonlu araçlar. Yani oteldeki organizasyondan tutun da ulaşımdaki detaya kadar bu sürdürülebilirliği aldık." "Afet sonrası yaşanılan maddi kayıplar maliyet olarak 1'e 10 artıyor" COP31 Başkanlığı’nın dirençli şehirler başlığının altını çizen Bakan Kurum, afetlere dirençli şehirlerin inşasının afetten sonra meydana gelecek hasardan çok daha düşük olduğuna dikkati çekti: "Afet sonrası yaşanılan maddi kayıplar maliyet olarak 1'e 10 artıyor. Yani 10 katına çıkıyor.

Yani afet öncesinde yapabileceğiniz bir yatırım afet sonrası yapacağınız yatırıma kıyasla çok daha uygun. O yüzden buna ilişkin hep birlikte bu iradeyi ortaya koymak zorundayız. İşte en son yaşadığımız seller de bunu gösteriyor.

Nepal'de yaşanan sıkıntı bunu gösteriyor. İspanya'daki, Brezilya'daki seller bunu gösteriyor. İnsanların hayatlarına maalesef zarar veriyor, ekonomisine zarar veriyor." "Arıtma tesisinizi yapmadığınız yerde kültür merkezinin ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum" İstanbul Ayazağa’da sel sonrası yaptıkları incelemeyi örnek gösteren Bakan Kurum, dere ıslahının tamamlanmadan aynı noktada kültür merkezi yapımının hızla devam ettiğini gördüklerini anlattı.

Belediyelerin şehircilik anlayışının iklim dirençli şehirlere göre şekillenmesi gerektiğini anlatan Bakan Kurum, "‘Altyapı yatırımı oy getirir mi?. Vatandaşın gördüğü bir iş midir?’ diye endişeler yaşayan idarecilerimiz var. Ama asıl iş bu… Yani milletimizin de bunu sorgulaması gerekiyor.

Yapılmayan bir dere ıslahı, yapılmayan bir yağmur suyu kanalı cana, mala zarar veriyor. İşin sonu bu. Bunu yapmak zorundayız.

Eğer bizim altyapımız buna imkan vermiyorsa, altyapımız hazır değilse, yetersizse biz gidip açıkçası popülist bir yöneticilik yapmak yerine yani kültür merkezi ihtiyacınız olabilir evet ama altyapınızı, arıtma tesisinizi yapmadığınız yerde kültür merkezinin ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum. Yani burada çok netim. O yüzden burada her idarecinin, yerel yönetimlerin, belediyelerin, merkezi idarenin bu konuda üstüne düşen sorumlulukları yerine getirmesi gerektiğine inanıyorum.

Yaşadığımız krizler de, seller de aslında bunu net bir şekilde ortaya koyuyor" dedi. "Biz çöp ithalatına kesinlikle izin vermiyoruz, granür malzeme geliyor" Türkiye’nin Avrupa’dan çöp ihraç edip etmediği yönündeki soruları da cevaplayan Bakan Kurum, ham madde olarak kullanılabilecek formda geri dönüştürülebilir atıkların ihraç edildiğini anlattı: "Türkiye'de geri dönüşümle ilgili gerçekten önemli bir sektör var. Hatta organize sanayi alanı bile var.

Yani yenilerini açmak istiyorlar. Nedir bu? Atıyorum plastiklerden boru üretiliyor. Elektrik kablolarından yine o toplanmış kablolardan kablo üretiliyor.

O kağıt atıklarından yine defter, kitap üretiliyor. Türkiye bu konuda gerçekten diğer ülkelere nazaran oldukça iyi konumda. Ve bizim hammaddeye ihtiyacımız var.

Yani bizim ülkemizdeki hammadde bu tesislerin bu üretimi yapmasına yetmiyor. Yani kağıt ya atıktan yapmak zorundasınız ya da işte kesim yapmak zorundasınız. Atıktan yapılmasını biz daha önceliklendiriyoruz.

Ama elinizdeki atık buna yetmiyorsa atık ithal edeceksiniz. O yüzden üretimimize hammadde olarak biz bu kotaları getirdik." Çöp ithalatına kesinlikle izin vermediklerine vurgu yapan Bakan Kurum, şu ifadeleri kullandı: "Yalnız burada ayrıştırmamız gereken konu; biz çöp ithalatına kesinlikle izin vermiyoruz. Çöp ülkemize gelemez.

Geliyorsa eğer o süreçte farklı yanlışlıklar vardır. Onun da savcılıklar gereğini yapar. Yani hani bize bildirin biz de suç duyurusunda bulunalım.

Eğer bir çöp buraya ithal ediliyorsa kaçak yollarla getirilmeye çalışılıyorsa bu hukuka uygun değil, mevzuata uygun değil. Dolayısıyla bu yasak. Ne geliyor? Granür malzeme geliyor.

Yani öğütülmüş granür malzeme geliyor ve onlar hammadde olarak üretimde kullanılıyor. Peki ne yapacağız? Yani biz böyle almaya devam mı edeceğiz? İşte bu DOA uygulamasıyla, Sıfır Atık uygulamasıyla birlikte biz geri dönüşüm oranlarımızı arttırdıkça COP31'de koyduğumuz hedefler çerçevesinde hayata geçirdikçe hammaddemiz kendimize yetecek. Hatta fazlasını üretip biz yurt dışına malzeme olarak da ihraç edeceğiz.

Bu dengeyi yakalama.

Kaynak: TRT Haber - Son Dakika
Etiketler:sehahabersehahaber.com
SEHAPDKS_3

Yorumlar

Bu haber için henüz onaylanmış yorum yok.

Yorum Yap