Mars'ta görev yapan Curiosity'nin 2023 yılında kaydettiği bir görüntüde ortaya çıkan ve denizanasını andıran koyu renkli silüetin kaynağına ilişkin uzmanların değerlendirmeleri dikkat çekti.
Curiosity ve Perseverance keşif araçlarının daha önce Dünya'ya gönderdiği görüntülerde insan kafasına, kemik kalıntılarına veya mantarlara benzetilen çeşitli şekiller görülmüş, yapılan incelemelerde bunların aşınmış kaya parçaları olduğu belirlenmişti.
Curiosity'nin 2023 yılında çektiği ve sosyal medyada yeniden gündeme gelen görüntüdeki sarkık kollu denizanasını andıran koyu silüet ise bilinen kaya oluşumlarından farklı bir özellik taşıyor.
Saniyeler önce çekilen görüntülerde yer almıyor
Uzmanlara göre söz konusu şeklin Mars yüzeyinde fiziksel olarak bulunan bir nesne olmadığını gösteren önemli verilerden biri, fotoğrafların çekim zamanlaması.
Curiosity, belirlenen bir alanı görüntülerken art arda çok sayıda fotoğraf kaydediyor. Tartışmalara neden olan görüntü 20 Ağustos 2023'te çekildi.
Ancak aynı kameranın aynı açıdan yalnızca 13 ve 25 saniye önce kaydettiği diğer iki görüntüde benzer herhangi bir şeklin bulunmadığı belirtildi. Bu durumun, görüntüdeki silüetin anlık bir sensör etkileşimi sonucu oluştuğunu gösterdiği ifade ediliyor.
Mars kozmik ışınlara doğrudan maruz kalıyor
Dünya'nın güçlü manyetik alanı ve kalın atmosferi, uzaydan gelen yüksek enerjili parçacıklara karşı koruma sağlarken Mars'taki koşullar farklılık gösteriyor.
Küresel bir manyetik alanı bulunmayan ve oldukça ince bir atmosfere sahip olan Mars, kozmik ışınlara doğrudan maruz kalıyor.
Uzaydan gelen yüklü parçacıkların kameraların silikon algılayıcısına çarpması sonucunda görüntülerde anlık parazitler meydana gelebiliyor. Bu etkileşimler çoğunlukla parlak beyaz lekeler veya çizgiler şeklinde görülürken, zaman zaman koyu renkli bozulmalar da oluşabiliyor.
Bilim insanları, kesin teknik analiz gerçekleştirilene kadar görüntü işleme hatası ihtimalinin tamamen dışlanamayacağını belirtiyor. Bununla birlikte görüntüdeki denizanası benzeri silüetin Mars yüzeyindeki fiziksel bir oluşumdan değil, kameranın kendi algılayıcısında meydana gelen kozmik ışın etkileşiminden kaynaklandığı üzerinde duruluyor.