DOLAR 50,00EURO 55,95STERLİN 67,19GRAM ALTIN 6.312,27BIST 11.023,55BTC 77.863
Konya Parçalı bulutlu · 10,6°C
Dünya

Sumud Filosu'na saldırıyla ilgili 35 sanık yargılanıyor

23.10.2026 15:14
Xin
REKLAMTurizmCRM

Gazze'ye insani yardım taşıyan Küresel Sumud Filosu'na silahlı müdahalede bulunulmasına ilişkin, aralarında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun da bulunduğu 35 sanığın yargılanmasına başlandı.

İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya bazı müştekiler katıldı. İstanbul 2 Nolu Barosu Başkanı Rıza Saka ve çok sayıda avukatın da katıldığı duruşmada izleyiciler de yer aldı.

'Kadınların başörtülerini alıp çöpe attılar' Duruşmada beyanı alınan müştekilerden İkbal Gürpınar, teknelerine müdahale eden İsrailli askerlerin eşyaları da çaldıklarını, kadınların başörtülerini alıp çöpe attıklarını söyledi. Daha sonra çıplak aramaya maruz kaldıklarını ve hapishaneye atıldıklarını ifade eden Gürpınar, orada tecavüze uğrayan kadınların olduğunu belirtti. Sanıklardan şikayetçi olan Gürpınar, davaya katılma talebinde bulundu.

"Bebek maması olup olmadığını özellikle sordular" Müşteki Muhammed Fatih Sinan da bu davada müşteki olmaktan onur duyduğunu söyledi. Kendilerini sürekli kışkırtmaya çalışan İsrailli askerlerin, gemilerinin küçük olduğunu, malzemelerin Gazze halkının yarasına merhem olmayacağını söylediklerini anlatan Sinan, "Askerler, bebek maması olup olmadığını özellikle sordular ve 'Çünkü o çocuklar büyüyüp Gazze'de terörist oluyorlar.' ifadesini kullandılar. Onları öldüreceklerini söylediler.

Farklı kez, 2-3 kere bu ifadeyi tekrarladı. Aşdod Limanı'nda 'Elinizdeki pasaport bende de var.' diyerek bizi aşağılayan askeri kıyafetli kişiler de vardı. Şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum." dedi.

"Sumud Filosu katılımcılarına itibar suikastı yapıldı" Gazeteci Ersin Çelik de İsrail askerleri tarafından kaçırıldıktan sonra Aşdod Limanı'na götürüldüklerini, burada da çok sayıda fiziki ve psikolojik şiddete maruz kaldıklarını söyledi. Gazeteci olduğu için alıkonulmadan önce her gün son durumu yazdığını, oradaki askerlerin bunu bildiklerini anlatan Çelik, şöyle devam etti: "'Buraya Hamas teröristlerinin hikayesini yazmaya geldin.' dediler. Beni diğer arkadaşlardan ayırdılar, gözlerimi bağlayıp ellerimi kelepçelediler ve saatlerce dolaştırdılar.

Orada Türk yetkililerle görüştürülmemize izin verilmedi. Cumhurbaşkanımızı kastederek bana 3 kez, 'Tayyip Erdoğan, Hamas'a paraları seninle mi yolladı?' dediler. Biz geldikten sonra Sumud Filosu katılımcılarına itibar suikastı yapıldı.

Ciddi anlamda tahkir eden aşağılayan suçlamalar yöneltildi. Ben bunların da araştırılmasını istiyorum. Benzer bir durum Almanya'da ve Fransa'da da yaşandı.

Ben bunun İsrail'le bağlantılı olduğunu düşünüyorum." "Biz hücredeyken bomba sesi duyuyorduk" Müşteki Kasım Aktağ da Gazze'ye yolculukları devam ederken gemilerine tam teçhizatlı askerlerin indirildiğini, Aşdod Limanı'na vardıklarında sözlü şiddetin yanı sıra fiziksel şiddete de uğradıklarını anlattı. Türk olduklarını duyduklarında farklı muamelelere maruz kaldıklarını dile getiren Aktağ, "Bize, 'Siz sanıyorsunuz ki sıra size gelmeyecek, gelecek ve Filistinlilerin yaşadığını yaşayacaksınız.' dediler. Cezaevine vardığımızda bize 'Özgür Filistin'e gelmek istiyordunuz, özgür Filistin'e geldiniz.' dediler.

Biz hücredeyken bomba sesi duyuyorduk ve o gece Gazze'nin bombalandığını duyduk, biz orada olduğumuz için onu yaptılar." diye konuştu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Emine Güneş, Hüseyin Şuayb Ordu, Aaro Whıte, Abdallah Messaoudi, Abdulaziz Yalçın, Abdullah Gündem, Abdullah Yonuıs Mohammad Ghabbash, Abdülmecid Bağçivan, Abdulsamed Turan, Adem Ordu, Adnan Mustafa Alişan, Akif Yasin Bahçeci, Alişan Adnan, Alparslan Aslan, Anıs Abbası, Ayoub Habraouı, Aziz Meliani, Bayram Kuş, Bekir Develi, Bekir Turunç, Berat Arıkan, Burçin Günay, Bülent Çebi, Davut Daşkıran, Emrah Atiş, Enes Harman, Ercan Tokcan, Erdem Özveren, Ergün Akpınar, Ersin Çelik, Evie Rose Snedker, Evren Akan, Ewa Maria Jasıewıchz, Fatih Özsöz, Fethullah Badem, Fethullah Kirenci, Fikret Ayçin Kantoğlu, Frances Jane Cumigns, Haci Durak, Hakan Şimşek, Halil İbrahim Şehidoğlu, Halil Fırat Çanakçı, Hamza Baltacı, Hamza Bouzoıda, Hamza Yalçın, Hasan Şerefoğlu, Haşmet Yazıcı, Hatice İkbal Gürpınar, Houssem Eddine Rmadı, Hüsamettin Eyüpoğlu, Hüseyin Burak Baygın, Kasım Aktağ, Kıeran İsaac Fabıen Andrıeu, Lotfi Ben Salah Hajji, Margaret Ann Pacetta, Mehmet Atmaca, Mehmet Emin Aydın, Mehmet Sait Direkçi, Mesut Çakar, Metehan Sarı, Mohamed Mrad, Mohamed Vall Mohameden, Muhammed Emin Işık, Muhammed Mustafa Çakmakçı, Muhammed Salih Dallı, Muhammet Emin Yıldırım, Muhammet Fatih Sinan, Muhemmed Huzeyfe Küçükaytekin, Mustafa Şekerli, Müslüm Ziyalı, Necmettin Çalışkan, Noureddine Salouej, Onur Murat Kolğu, Osman Çetinkaya, Ömer Faruk Narlı, Rahim Mercan, Ramazan Duman, Sait Karahasan, Sarah Louise Wılkinson, Selma Silkin Ün, Semanur Sönmez Yaman, Semih Fener, Serhat Evin, Sinan Akılotu, Sjaad Hussain, Sümeyra Akdeniz, Sümeyye Sena Elmacıgil, Şamil Özkan, Tacettin Sarı, Taha Ovacı, Tevfik Aydin, Tevhit Yıldız, Turgay Turan, Umut Aslan, Yaşar Yavuz, Youns Ait Yassın, Youssef Ghalllal, Yunus Demir, Yusuf Işık, Zeynel Abidin Özkan, Zeynep Tekocak ve Zıed Jaballah "müşteki", İstanbul 2 Nolu Baro Başkanlığı ise "ihbar eden" sıfatıyla yer alıyor. İddianamede, 100 kişi müşteki olarak yer aldı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Emine Güneş, Hüseyin Şuayb Ordu, Aaro Whıte, Abdallah Messaoudi, Abdulaziz Yalçın, Abdullah Gündem, Abdullah Yonuıs Mohammad Ghabbash, Abdülmecid Bağçivan, Abdulsamed Turan, Adem Ordu, Adnan Mustafa Alişan, Akif Yasin Bahçeci, Alişan Adnan, Alparslan Aslan, Anıs Abbası, Ayoub Habraouı, Aziz Meliani, Bayram Kuş, Bekir Develi, Bekir Turunç, Berat Arıkan, Burçin Günay, Bülent Çebi, Davut Daşkıran, Emrah Atiş, Enes Harman, Ercan Tokcan, Erdem Özveren, Ergün Akpınar, Ersin Çelik, Evie Rose Snedker, Evren Akan, Ewa Maria Jasıewıchz, Fatih Özsöz, Fethullah Badem, Fethullah Kirenci, Fikret Ayçin Kantoğlu, Frances Jane Cumigns, Haci Durak, Hakan Şimşek, Halil İbrahim Şehidoğlu, Halil Fırat Çanakçı, Hamza Baltacı, Hamza Bouzoıda, Hamza Yalçın, Hasan Şerefoğlu, Haşmet Yazıcı, Hatice İkbal Gürpınar, Houssem Eddine Rmadı, Hüsamettin Eyüpoğlu, Hüseyin Burak Baygın, Kasım Aktağ, Kıeran İsaac Fabıen Andrıeu, Lotfi Ben Salah Hajji, Margaret Ann Pacetta, Mehmet Atmaca, Mehmet Emin Aydın, Mehmet Sait Direkçi, Mesut Çakar, Metehan Sarı, Mohamed Mrad, Mohamed Vall Mohameden, Muhammed Emin Işık, Muhammed Mustafa Çakmakçı, Muhammed Salih Dallı, Muhammet Emin Yıldırım, Muhammet Fatih Sinan, Muhemmed Huzeyfe Küçükaytekin, Mustafa Şekerli, Müslüm Ziyalı, Necmettin Çalışkan, Noureddine Salouej, Onur Murat Kolğu, Osman Çetinkaya, Ömer Faruk Narlı, Rahim Mercan, Ramazan Duman, Sait Karahasan, Sarah Louise Wılkinson, Selma Silkin Ün, Semanur Sönmez Yaman, Semih Fener, Serhat Evin, Sinan Akılotu, Sjaad Hussain, Sümeyra Akdeniz, Sümeyye Sena Elmacıgil, Şamil Özkan, Tacettin Sarı, Taha Ovacı, Tevfik Aydin, Tevhit Yıldız, Turgay Turan, Umut Aslan, Yaşar Yavuz, Youns Ait Yassın, Youssef Ghalllal, Yunus Demir, Yusuf Işık, Zeynel Abidin Özkan, Zeynep Tekocak ve Zıed Jaballah "müşteki", İstanbul 2 Nolu Baro Başkanlığı ise "ihbar eden" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, Gazze'de uzun süredir devam eden silahlı çatışma ortamı, temel yaşam ihtiyaçlarına erişimin bilinçli ve süreklilik arz edecek şekilde engellenmesi, gıda, su, elektrik, yakıt ve sağlık hizmetlerine ulaşımın kısıtlanması sebebiyle uluslararası kamuoyunda bölgeye insani yardım ulaştırılmasına yönelik çeşitli sivil girişimlerin organize edildiği belirtiliyor. Kamuoyunda "Sumud Filosu" olarak anılan deniz organizasyonunun da farklı ülke vatandaşlarının katılımıyla İsrail'in Gazze'de sivillere karşı sürdürdüğü, mahiyeti ve sonuçları itibarıyla soykırım suçunu, insanlığa karşı suçları ve diğer uluslararası hukuk ihlallerini oluşturduğu değerlendirilen fiiller nedeniyle büyük bir insani yıkıma maruz bırakılan halka yardım ulaştırmak, bölgedeki ağır hak ihlallerine dikkati çekmek, devam eden sistematik yok etme, sindirme ve sivil yaşamı ortadan kaldırmaya yönelen uygulamalara karşı uluslararası vicdani tepkiyi görünür kılarak insan onurunun korunmasına yönelik sivil dayanışmayı somutlaştırma niteliği taşıdığı kaydediliyor. "İsrail'in eylemleri, insanlığa karşı suç teşkil eden fiillerle doğrudan bağla.

Kaynak: TRT Haber - Son Dakika
Etiketler:sehahabersehahaber.com
SEHAPDKS_3

Yorumlar

Bu haber için henüz onaylanmış yorum yok.

Yorum Yap