ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ve Hürmüz Boğazı’na ilişkin son açıklamaları, Washington’da yaklaşan Kongre ara seçimleri ve ekonomik gelişmeler çerçevesinde gündeme geldi.
TRT Haber Washington Muhabiri Tuna Şanlı’nın aktardığı bilgilere göre Trump, İran ile halihazırda devam eden ya da takvime bağlanmış yeni bir görüşmenin bulunmadığını belirtti. ABD Başkanı ayrıca Hürmüz Boğazı’nın açık olduğunu ve Tahran’a yönelik ablukanın devam ettiğini bildirdi.
Trump’ın Hürmüz Boğazı’nı “ABD bölgesi” şeklinde gösteren harita paylaşımı ile bölgedeki ekonomik gelişmeler ise Washington’daki değerlendirmelerin farklı bir noktaya yönelmesine neden oldu.
Hürmüz Boğazı haritası Washington'da gündem oldu
Trump’ın sosyal medya hesabından paylaştığı ve Hürmüz Boğazı’nı “Amerikan toprağı” gibi gösteren harita, Washington’da stratejik bir adımdan çok Başkan’ın esprili paylaşımlarından biri olarak değerlendirildi.
Trump’ın daha önce Grönland, Kanada ve Panama konusunda da benzer haritalar paylaştığını hatırlatan gözlemciler, son paylaşımın kamuoyunda büyük bir yankı oluşturmadığını belirtiyor.
Washington’da ayrıca bu tür paylaşımların bir bölümünün doğrudan Başkan tarafından yapılmadığı yönünde yaygın bir inanış bulunduğu ifade ediliyor.
Petrol fiyatlarındaki yükseliş Hürmüz'e çevirdi
Trump yönetimi Hürmüz Boğazı’nın trafiğe açık olduğunu belirtse de sahadaki verilerin daha karmaşık bir tablo ortaya koyduğu değerlendiriliyor.
Son günlerde küresel petrol fiyatlarında yaşanan artış, piyasaların Hürmüz Boğazı’ndaki geçişleri sağlıklı görmediği şeklinde yorumlanıyor.
Boğazdaki geçiş güvenliğine yönelik endişeler, küresel ekonomi üzerindeki etkilerinin yanı sıra ABD iç ekonomisine yansımaları açısından da öne çıkıyor.
Kongre ara seçimleri öncesi ekonomi yakından izleniyor
Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilimin ABD iç siyaseti üzerindeki etkisi, özellikle kasım ayında gerçekleştirilecek Kongre ara seçimleri nedeniyle önem taşıyor.
Bölgedeki gelişmelerin petrol fiyatları ve ekonomi üzerindeki etkileri, Trump yönetiminin İran politikasına ilişkin Washington’daki değerlendirmelerin temel başlıklarından biri haline gelmiş durumda.