DOLAR 48,08EURO 56,09STERLİN 65,66GRAM ALTIN 7.201,53BIST 14.501,49BTC 80.839
Konya Açık · 19,4°C
Selim ÖZDEMİR

Selim ÖZDEMİR

Meslek: Genel Yayın Yönetmeni
Yazarın Tüm Yazılarını Gör

Ubuntu Felsefesi

Xin
Bir anlatıda Afrikalı çocuklardan şöyle bahsedilir. 

“Afrika’da çalışan bir antropolog bir kabilenin çocuklarına bir oyun oynamayı önerir, ağacın altına koyduğu meyvelere ilk ulaşanın ödülü o meyveleri yemek olacaktır.
Onlara, “Haydi, şimdi başla! Birinci olan alacak!” O an bütün çocuklar elele tutuşur, koşarlar ağacın altına beraber varırlar ve hep beraber meyveleri yemeye başlarlar.
Antropolog neden böyle yaptıklarını sorduğunda şu cevabı verirler;
“Biz “ubuntu” yaptık: Yarışsa idik, yarışı kazanan bir kişi olacaktı. Nasıl olur da diğerleri mutsuzken yarışı kazanan bir kişi ödül meyveyi yiyebilir?
Oysa biz ubuntu yaparak hepimiz yedik.”

Ubuntu felsefesi, bireysel rekabet ve yalnız başarı yerine dayanışmayı, empatiyi ve toplumsal bütünlüğü merkeze alan derin bir yaşam anlayışıdır.

Bu etkileyici öykü, modern dünyada unutulmaya yüz tutmuş bazı insani değerleri ve "gelişmişlik" kavramını yeniden sorgulamamızı sağlar.

Ubuntu Felsefesinin Temel Boyutları

Kolektif Bilinç: "Ben, ancak biz olduğumuz sürece var olabilirim." Anlayışa göre bireyin kimliği ve mutluluğu, içinde yaşadığı topluluktan bağımsız düşünülemez.

Empati ve Paylaşım: Başkaları mutsuzken veya yokluk içindeyken elde edilen bireysel bir zafer, gerçek bir başarı veya mutluluk olarak kabul edilmez.

Gerçek Gelişmişlik: Teknolojik ve maddi ilerleme ile ahlaki ve sosyal olgunluğun her zaman aynı hizada ilerlemediğini gösterir. "İlkel" olarak etiketlenen topluluklar, en gelişmiş insani erdemleri sergileyebilir.

Evet, bu anlayışa İslam kardeşliği açısından baktığımızda da yine aynı noktaya varmış oluyoruz. Enes (b. Mâlik)"ten rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Sizden biriniz kendisi için istediğini mümin kardeşi için de istemedikçe iman etmiş olmaz.”

(T2515 Tirmizî, Sıfatü"l-kıyâme, 59)

Günümüzde ise bu durum bencillikle, ben çalıştım kazandım, benim emeğim, o da çalışsaydı anlayışına dönüşmüş durumda. Zekat kavramı bu inançla anlamını yitirmeye başlamış durumda. Oysa ki zekat 40'ta 1. Yani %2,5. Kazancının %2,5 oranında fakire infak etmek kimsenin malından bir şey eksiltmeyeceği gibi, kazandırdığı iç huzur ve getireceği bereket çok daha fazlası olacaktır. 

Selametle...