Uzmanlar, düzenli egzersizin yalnızca kasları güçlendirmekle kalmadığını, kasların hareket sırasında salgıladığı miyokin adı verilen moleküller sayesinde vücudun birçok sistemi üzerinde etkili olduğunu ifade ediyor.
Kaslar kasıldığında salgılanan miyokinlerin kan dolaşımı aracılığıyla beyin, karaciğer, kemikler ve bağışıklık sistemi gibi farklı organlarla iletişim kurduğu belirtiliyor. Bu moleküllerin, vücudun iç dengesinin korunmasında önemli görevler üstlendiği kaydediliyor.
Uzmanlara göre, "egzersiz ilaçtır" yaklaşımının ötesinde, hareket etmek nefes almak ve beslenmek kadar temel bir biyolojik ihtiyaç olarak değerlendiriliyor.
Egzersiz sırasında en fazla incelenen miyokinlerden biri olan interlökin-6'nın (IL-6), yüksek yoğunluklu egzersizlerde dinlenme durumuna kıyasla yaklaşık 100 kat daha fazla salgılandığı ve güçlü bir iltihap önleyici etki oluşturduğu belirtiliyor. Ayrıca yağ dengesinin korunmasına katkı sağlayan irisin ile bilişsel işlevleri destekleyen BDNF'nin de egzersiz sırasında salgılanan önemli moleküller arasında yer aldığı ifade ediliyor.
Egzersizle birlikte salgılanan miyokinlerin bağışıklık hücrelerinin çoğalmasını ve farklılaşmasını desteklediği, böylece vücudun hastalıklara karşı savunma mekanizmalarının güçlenmesine katkıda bulunduğu aktarılıyor. Aynı zamanda bu moleküllerin, birçok metabolik hastalık ile kalp ve damar hastalıklarının temelinde yer alan kronik sistemik enflamasyonun azaltılmasında da rol oynadığı belirtiliyor.
Uzmanlar, IL-6 gibi miyokinlerin bağışıklık sistemindeki savunma hücrelerini düzenleyen sinyaller göndererek organizmanın korunmasına katkı sağladığını ifade ediyor.
Bunun yanı sıra kaslar ile beyin arasında "kas-beyin aksı" olarak adlandırılan doğrudan bir iletişim mekanizmasının bulunduğu ve egzersizin sinir sistemi ile beyin sağlığı üzerinde de etkili olduğu vurgulanıyor.