DOLAR 50,00EURO 55,95STERLİN 67,19GRAM ALTIN 6.320,63BIST 11.023,55BTC 77.730
Konya Parçalı bulutlu · 10,0°C
Şerife Bozoğlan Eker

Şerife Bozoğlan Eker

Meslek: Şair - Yazar - Köşe Yazarı
✍ Yazarın Tüm Yazılarını Gör

Cumhuriyet: Bir Milletin Kendi Kaderine Attığı İmza

Xin
REKLAMTicariSet

Bazı tarihler takvimde kalır, bazıları bir milletin karakterine dönüşür.

Cumhuriyet, yalnızca 29 Ekim günü göndere çekilen bayrak, meydanlarda yankılanan marş, törenlerde okunan nutuk değildir. Cumhuriyet, bir milletin kendi hayatının seyircisi olmaktan çıkıp kendi geleceğinin sorumluluğunu üstlenmesidir.

Bir insanın doğduğu aileyi seçememesi gibi, bir millet de doğduğu coğrafyayı seçemez; fakat nasıl yaşayacağına, hangi değerlerle yükseleceğine ve geleceğini kime emanet edeceğine karar verebilir. İşte Cumhuriyet, bu kararın tarih önünde verilmiş en büyük sözüdür.

Cumhuriyetin en az konuşulan tarafı, insanın kimsenin lütfuyla değil, kendi varlığıyla değerli olduğunun ilan edilmesidir.  Cumhuriyet, yalnızca yönetim biçimini değiştirmez; insanın kendisine bakışını da değiştirir.

29 Ekim 1923'e giden yol, rahat koltuklarda çizilmiş bir gelecek tasarımı değil,

cephelerde can verenlerin kanı, evlat bekleyen annelerin gözyaşı, cephe gerisinde yük taşıyan kadınların nasırlı elleri, adı tarihe yazılmayan insanların adsız fedakârlıklarıydı.

Bir millet, yoksulluğun ortasında yalnızca vatanını değil, yarınını da kurtarmaya çalışıyordu. Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının öncülüğünde kurulan Cumhuriyet, işte bu büyük mücadelenin geleceğe bırakılan iradesiydi.

Peki, bugün Cumhuriyeti nasıl koruyoruz?

Bayrağı sevmek kolaydır; onun altında yaşayan insanın hakkını gözetmek zordur.

Cumhuriyetin yıldönümünde alkışlamak kolaydır; adaletsizlik karşısında susmamak, liyakati savunmak, kız çocuklarının eğitimini önemsemek ve farklı düşünene tahammül göstermek gerçek bir karakter sınavıdır.

Cumhuriyetin geleceği yalnızca devlet dairelerinde değil, evlerimizde başlar. Çocuğumuza soru sormayı mı öğretiyoruz, yoksa yalnızca itaat etmeyi mi? Gençlerimize hayal kurabilecekleri bir ülke mi bırakıyoruz, yoksa gitmek zorunda hissettikleri bir hayat mı?

Makamlarımızı millete hizmet için mi kullanıyoruz, yoksa milleti makamlarımıza hizmet etmek zorunda mı bırakıyoruz?

Cumhuriyet, her kuşağın yeniden cevaplaması gereken bu soruların içinde yaşar.

 

Bir ülkenin gerçek bağımsızlığı, insanlarının korkmadan düşünebildiği, haklarını arayabildiği ve geleceğe umutla bakabildiği yerde başlar.

29 Ekim, geçmişe duyulan minnet kadar geleceğe karşı taşınan sorumluluğun da adıdır.

Cumhuriyet bize hazır bir gelecek değil, geleceği birlikte kurma hakkı ve görevi bıraktı.

Bugün çocuklarımızın gözlerine bakarak kendimize şunu sormalıyız: Onlara yalnızca bir Cumhuriyet mi bırakıyoruz, yoksa Cumhuriyetin anlamını yaşatacak bir vicdan da bırakıyor muyuz?

 

Cumhuriyet, bir milletin geçmişte kazandığı zafer değil, her gün yeniden hak etmesi gereken bir gelecek sözüdür.

Bu Cumhuriyetin temelinde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ileri görüşü, sarsılmaz iradesi ve bağımsızlık inancı kadar, onunla aynı cephede omuz omuza çarpışan silah arkadaşlarının cesareti de vardır. İsmet İnönü’den, Fevzi Çakmak’a, cephede görev alan komutanlardan adları tarih kitaplarına yazılmayan Mehmetçiklere kadar nice insan, bu vatanın yarınları uğruna kendi yarınlarından vazgeçti.

Kimi evine dönemedi, kimi ardında yetim çocuklar, gözü yaşlı anneler bıraktı. Onların birçoğunun mezar taşında adları bile yok; ama bugün özgürce yaşadığımız bu topraklarda emeklerinin, fedakârlıklarının ve hatıralarının izi var.

Bir milletin bağımsızlığı, yalnızca zafer kazananların değil, o zafer uğruna hayatını ortaya koyan herkesin ortak mirasıdır.

 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını saygı, minnet ve rahmetle anarken, Cumhuriyetin hangi bedeller ödenerek kurulduğunu hatırlamak, bu emanete karşı en büyük sorumluluğumuzdur.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun

REKLAMSEHAPDKS