DOLAR 50,00EURO 55,95STERLİN 67,19GRAM ALTIN 6.305,66BIST 11.023,55BTC 77.725
Konya Parçalı bulutlu · 10,9°C
Şerife Bozoğlan Eker

Şerife Bozoğlan Eker

Meslek: Şair - Yazar - Köşe Yazarı
✍ Yazarın Tüm Yazılarını Gör

Evde Sınırları Çocuk Çizerse, Hayatta Sınır Tanır Mı?

Xin
REKLAMTicariSet

Bir evde herkesin bir yeri, her ilişkinin bir dengesi vardır. Fakat bazen anne babalar, çocuklarını mutlu etmek uğruna bu dengeyi farkında olmadan bozar. Çocuğun isteği zamanla beklentiye, beklentisi talimata, talimatı da yerine getirilmediğinde bir krize dönüşür.

Anne baba huzur bozulmasın diye geri adım attıkça çocuk, kendi isteğinin herkesin ihtiyacından daha önemli olduğunu düşünmeye başlayabilir.

Oysa evde kazanılan her alışkanlık, yarın hayatın karşısına çıkacak insanın karakterine dokunur.

Çocuk yetiştirmek, yalnızca sevgiyi çoğaltmak değildir; sevgiyi doğru bir ölçüyle buluşturmaktır.

Bir çocuğun fikrini dinlemek başka, evin bütün kurallarını ona bırakmak başkadır. Onun duygularını önemsemek başka, her davranışını haklı görmek başkadır. Çocuk, ailesinin içinde değerli olduğunu hissetmeli; fakat bu değerin başkalarını değersizleştirmek anlamına gelmediğini de öğrenmelidir.

Belki de bugünün anne babalarını en çok zorlayan mesele burada başlıyor.

Kendi çocukluklarında yaşayamadıkları imkânları evlatlarına sunmak istiyorlar. Bir eksiklik yaşamasın, üzülmesin, kendisini başkalarından geri hissetmesin diye çabalıyorlar.

Niyet güzel; fakat iyi niyet her zaman doğru sonuç doğurmuyor. Çocuğun önündeki bütün engelleri kaldırmak, ona güçlü olmayı öğretmiyor. Bazen yalnızca engel karşısında ne yapacağını bilememesine yol açıyor.

Psikolojik gelişim, yalnızca sevilmekle değil; beklemeyi, paylaşmayı, hayal kırıklığıyla baş etmeyi ve gerektiğinde hatasını kabul etmeyi öğrenmekle de ilgilidir.

Her istediği gerçekleşen bir çocuk, hayatın her isteğe karşılık vermediğini öğrendiğinde zorlanabilir.

Elbette narsistlik  özellikler tek bir ebeveyn tutumuyla açıklanamaz.

Ancak sürekli ayrıcalıklı olduğunu hissetmek ve başkalarının duygularını göz ardı etmeyi öğrenmek, sağlıklı ilişkiler kurmayı güçleştirebilir.

Üstelik mesele yalnızca bir ailenin içinde kalmaz.

Başkasının hakkını gözetmek, emeğe saygı duymak, sıraya girmek, ortak kurallara uymak ve gerektiğinde kendi isteğini ertelemek; toplumsal hayatın görünmeyen sütunlarıdır. Bu değerler önce evde yaşanır, sonra sokağa, okula, iş hayatına ve gelecekte kurulacak ailelere taşınır.

Bir toplumun insan ilişkilerindeki nezaketi, çoğu zaman evlerin içindeki küçük davranışlarda saklıdır.

Anne babanın görevi çocuğun karşısında otorite gösterisi yapmak değil, ona güven veren bir rehber olmaktır.

Çünkü sınır, sevgiyi azaltan bir duvar değil; sevgiyi sağlıklı tutan bir çerçevedir.

İşin özü şûrada yatıyor.  Çocuğuna her zaman istediğini yaptırmayı öğreten, bir gün başkalarının da onun her istediğini yapmasını bekleyen bir insan yetiştirebilir.

Oysa gerçek başarı, evde sözü herkese geçen bir çocuk değil; hayatın içinde hem kendi hakkını koruyan hem de başkasının hakkına saygı duyan bir insan yetiştirmektir.

Çünkü evde sınırla tanışmayan, hayatın sınırlarıyla karşılaştığında zorlanabilir.

Ailede öğretilmeyen sınırları insan daha ağır bedeller ödeyerek ögrenir ! 

REKLAMSEHAPDKS