DOLAR 48,08EURO 56,09STERLİN 65,66GRAM ALTIN 7.157,95BIST 14.501,50BTC 80.819
Konya Açık · 19,1°C
Şerife Bozoğlan Eker

Şerife Bozoğlan Eker

Meslek: Şair - Yazar - Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazılarını Gör

Haritada Uzak, Hafızamızda Yakın: Nogay Türkleri

Xin

Bazen insan, en yakın akrabasını hiç tanımadan yaşar. Aynı soydan geldiğini bilir ama hikâyesini bilmez. Aynı türküye kulak verir ama o ezginin hangi bozkırlardan süzülüp geldiğini fark etmez. İşte Nogay Türkleri, hafızamızın biraz tozlanmış, ama gönlümüzden hiç silinmemiş sayfalarından biridir.

Adlarını, 13. yüzyılda Altın Orda ( ALTIN ORDU) Devletinin en nüfuzlu emirlerinden Nogay Handan alan Nogay Türkleri; yüzyıllar boyunca İdil (Volga) boylarından Kafkasya’ya, Karadeniz’in kuzeyinden Anadolu’ya uzanan uçsuz bucaksız bozkırların çocukları oldular. Tarihin sert rüzgârları onları farklı ülkelere savurdu. Kimi Dağıstan’da, kimi Karaçay-Çerkes’te, kimi Astrahan’da, kimi Romanya’da, kimi de Türkiye’de yeni yurtlar edindi. Ama nerede yaşarlarsa yaşasınlar, dillerini, geleneklerini, türkülerini ve kimliklerini korumayı başardılar.

Bugün Türkiye’de Nogay kültürünün en güçlü şekilde yaşatıldığı yerlerin başında Konyanın Kulu ilçesi ile Ankaranın Şereflikoçhisar ilçesi gelir. Bu topraklarda yalnızca insanlar yaşamaz; bozkırın hafızası da yaşar. Büyüklerin anlattığı hikâyelerde, dombıranın telinde, düğünlerde söylenen ezgilerde ve çocuklara öğretilen ilk selamda asırların izi saklıdır.

Nogay kültüründe misafir, kapıyı çalan biri değil, bereketi beraberinde getiren kutlu bir emanettir. Sofraya önce hürmet oturur, sonra insanlar. Büyüklerin sözü dinlenir, küçüklere sevgiyle yol gösterilir. Çocuk yalnız anne babanın değil, bütün obanın evladıdır. Çünkü onlar bilir ki bir milleti ayakta tutan yalnız güçlü ordular değil, güçlü aileler ve sağlam geleneklerdir.

Bozkır insanı için at, yalnızca bir ulaşım aracı değildir; sadakatin, cesaretin ve hürriyetin sembolüdür. Dombıra ise yalnızca bir saz değil, tarihin sesidir. Her ezgide bir göçün hüznü, her nağmede bir kavuşmanın sevinci gizlidir. Belki de bu yüzden Nogay türkülerini dinlerken, anlamını bilmediğiniz kelimeler bile size yabancı gelmez; çünkü gönlün dili, sözden daha eskidir.

Bu kadim kültürün en canlı aynası ise Sabantoy şenliğidir. “Saban” toprağı işleyen emeği, “toy” ise şöleni ve buluşmayı ifade eder. Yani Sabantoy, alın terinin bayramıdır. Baharın bereketi, toprağın cömertliği ve insanın emeği aynı meydanda buluşur. At yarışları, geleneksel güreşler, okçuluk gösterileri, halk oyunları, dombıra ezgileri, renk renk kıyafetler ve yöresel lezzetler… Hepsi bir araya gelerek yalnızca bir festival değil, yaşayan bir kültür kitabı oluşturur.

Nogay mutfağı da bozkırın karakterini taşır. Et ve hamurun ustalıkla buluştuğu yemekler, uzun yolculukların ve paylaşmanın izlerini taşır. Bir lokma ekmek, bir tas çay ve samimi bir sohbet; bazen en zengin sofralardan daha değerlidir. Çünkü bozkır kültüründe ikramın ölçüsü gösteriş değil, gönüldür.

“Bir milleti geleceğe taşıyan şey yalnızca ortak tarih değil, ortak hafızadır.” İşte Sabantoy tam da bunun adıdır. Çocuklar oyun oynarken sadece eğlenmez; dedelerinden kalan mirası öğrenir. Gençler yarışırken yalnızca güçlerini değil, köklerini de tanır. Büyükler ise geçmişi anlatırken aslında geleceği inşa eder.

Bugün teknoloji sayesinde dünyanın öbür ucuna saniyeler içinde ulaşabiliyoruz; ama bazen öz kardeşimiz kadar yakın olan kültürleri tanımaya yıllar yetmiyor. Belki de en büyük yoksulluğumuz, bilgiye ulaşamamak değil; birbirimizi yeterince tanıyamamaktır.

18 Temmuz’da Konya’nın Kulu ilçesinde, 19 Temmuz’da Ankara’nın Şereflikoçhisar ilçesinde düzenlenecek Nogay Türklerinin Mirası Sabantoy etkinlikleri, sadece bir eğlence programı değildir. Bu buluşmalar, ortak tarihimizin yeniden hatırlanması, kültürel hafızamızın tazelenmesi ve Türk dünyasının gönül köprülerinin güçlenmesi adına önemli birer kültür şölenidir.

Belki oraya gittiğinizde ilk kez dombıranın bozkıra benzeyen sesini dinleyecek, ilk kez bir Nogay büyüğünün duasına “âmin” diyecek, ilk kez o samimi sofrada kendinizi yabancı değil, yıllardır görüşemediğiniz bir akrabanın evinde hissedeceksiniz.

Çünkü bazı akrabalıklar nüfus kayıtlarında değil, tarihin derinliklerinde yazılıdır. Bazı bağlar kan bağıyla değil, kültür bağıyla yaşar.

Haritalar ülkelerin sınırlarını çizer; kültür ise gönüllerin sınırlarını kaldırır. Nogay Türkleri bize bir gerçeği yeniden hatırlatıyor: Aynı kökten beslenen milletler birbirine hiçbir zaman yabancı değildir. Biz onlara haritada uzak olabiliriz; ama hafızamızda, gönlümüzde ve ortak tarihimizde daima yakınız