DOLAR 48,08EURO 56,09STERLİN 65,66GRAM ALTIN 7.157,95BIST 14.501,50BTC 80.819
Konya Açık · 19,1°C
Şerife Bozoğlan Eker

Şerife Bozoğlan Eker

Meslek: Şair - Yazar - Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazılarını Gör

Saçıkara’nın Yüreğinde Yaşayan Yörük Ruhu

Xin

Bir milleti ayakta tutan yalnızca sınırları değildir; onu asıl yaşatan, nesilden nesile aktarılan kültürü, hafızası ve ortak değerleridir. İşte bu yüzden Yörük Türkmen şölenleri, sadece bir takvim etkinliği değil; geçmişle geleceği buluşturan canlı bir kültür mektebidir.

Türk tarihine bakıldığında Yörükler, devletin en dinamik unsurlarından biri olarak karşımıza çıkar. Konar-göçer hayat tarzıyla doğaya uyum içinde yaşayan Yörükler, gittikleri her yere üretimi, paylaşmayı ve dayanışmayı da götürmüşlerdir. Osmanlı döneminde sınır bölgelerinin iskânında önemli görevler üstlenmiş, Anadolu’nun Türkleşmesi ve yurt edinilmesinde büyük rol oynamışlardır. Onların sırtında sadece çadır değil; bir medeniyet anlayışı taşınmıştır.

Bugün Konya’nın Kadınhanı ilçesine bağlı Saçıkara Mahallesi’nde gerçekleştirilen 8. Geleneksel Yörük Türkmen Şöleni, işte bu köklü mirasın yeniden hayat bulduğu anlamlı bir buluşmadır. Göç kervanlarının canlandırılması, otağların kurulması, bozlakların yankılanması ve halk ozanlarının sazından dökülen ezgiler; yalnızca bir gösteri değil, hafızamızı diri tutan kültürel bir anlatıdır.

Modern hayat, insanı hızla geçmişinden uzaklaştırıyor. Teknoloji gelişirken birçok gelenek sessizce unutuluyor. Oysa kültür, müzelerde sergilenen eski eşyalarla değil; yaşayan insanlar ve yaşatılan değerlerle varlığını sürdürür. Çocukların deve kervanını ilk kez görmesi, gençlerin oba kültürünü tanıması, büyüklerin ise hatıralarını yeniden yaşaması, bu şölenlerin en kıymetli kazanımları arasında yer alıyor.

Yörüklük; sadece yaylaya çıkmak, keçi gütmek ya da çadır kurmak değildir. Yörüklük; sözüne sadık olmak, misafiri baş tacı etmek, paylaşmayı bereket bilmek ve vatan sevgisini hayatın merkezine koymaktır. İşte bu anlayış, yüzyıllardır Türk milletinin mayasını oluşturan en güçlü değerlerden biridir.

Bu nedenle Saçıkara’da yakılan şölen ateşi, yalnızca bir etkinliğin başlangıcını simgelemiyor. Aynı zamanda köklerimize duyulan saygının, ortak hafızamıza sahip çıkmanın ve kültürel mirası geleceğe taşıma iradesinin de sembolü oluyor.

Kültürünü koruyan toplumlar, kimliklerini de korurlar. Çünkü geçmişini unutanlar yönünü kaybeder; geçmişini bilenler ise geleceğe daha sağlam adımlarla yürür.

Yörük obalarının dumanı tüttükçe, sazın teli titredikçe ve bozlaklar Torosların yamaçlarında yankılandıkça; Türk kültürünün özü yaşamaya devam edecektir. Saçıkaranın şöleni de bu kadim ruhun bugün hâlâ dimdik ayakta olduğunun en güzel ispatıdır.