DOLAR 48,08EURO 56,09STERLİN 65,66GRAM ALTIN 7.157,95BIST 14.501,50BTC 80.819
Konya Açık · 19,1°C
Şerife Bozoğlan Eker

Şerife Bozoğlan Eker

Meslek: Şair - Yazar - Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazılarını Gör

Medeniyet Tuvalette Başlar

Xin

“Bir evin temizliği tuvaletinden belli olur.”

Rahmetli babam bu sözü sık sık söylerdi. Çocukluğumda bunun sadece temizliğe dair bir nasihat olduğunu sanırdım. Yıllar geçtikçe anladım ki bu söz, aslında insanı, toplumu ve medeniyeti anlatan derin bir hayat dersiydi. Bugün o cümleyi biraz daha genişleterek söylemek istiyorum: Bir milletin medeniyeti de tuvaletlerinden belli olur.

Belki bu başlık bazılarına sert gelebilir. Hatta “Böyle şey mi yazılır?” diyenler de çıkacaktır. Ama gerçekler bazen rahatsız eder. Çünkü medeniyet yalnızca yüksek binalar yapmak, geniş yollar açmak, gösterişli meydanlar inşa etmek değildir. Medeniyet; hiç tanımadığınız bir insanı düşünerek yaşamak, ortak kullandığınız bir alanı sizden sonraki kişi için temiz bırakabilmektir. İşte bunun ilk ve en samimi sınavı da tuvaletlerdir.

Ne acıdır ki ülkemizin en ihmal edilen meselelerinden biri ortak kullanım alanlarının temizliğidir. Özellikle şehirler arası yolculuklarda insanların en büyük endişelerinden biri, temiz bir tuvalet bulabilmektir. Öyle ki birçok kişi yol boyunca su içmekten çekiniyor. Çünkü biraz sonra kullanmak zorunda kalacağı tuvaletin nasıl bir hâlde olacağını biliyor. Daha kapıyı açmadan burna çarpan ağır koku, yere saçılmış çöpler, sifonu çekilmemiş klozetler, kirli lavabolar, sabun bulunmayan lavabolar… Bunlar sadece kötü bir görüntü değildir; insan sağlığını tehdit eden, bulaşıcı hastalıkların yayılmasına zemin hazırlayan ciddi bir halk sağlığı sorunudur.

Elbette son yıllarda bazı dinlenme tesisleri ve akaryakıt istasyonları bu konuda örnek çalışmalar yaptı. Temiz, düzenli ve hijyenik tuvaletler oluşturuldu. Bunları takdir etmek gerekir. Ancak birkaç güzel örnek, genel tabloyu değiştirmeye yetmiyor. Çünkü mesele sadece bina yapmak değil; o binayı yaşatacak kültürü oluşturabilmektir.

İnsan düşündükçe şu soruyu sormadan edemiyor: Bu tuvaletleri kim kirletiyor? Cevap çok acı… Başkaları değil, biz kirletiyoruz. Sonra da dönüp “Bu memlekette neden hiçbir şey düzelmiyor?” diye yakınıyoruz. Oysa en temiz tuvaleti bile birkaç saat içinde kullanılamaz hâle getirebilen yine insanın kendisidir.

Temizlik görevlisinin işi temizlik yapmaktır; kirletme özgürlüğü vermek değildir. Bir görevlinin arkasından sürekli temizlemesini beklemek, sorumluluğu başkasına yüklemektir. Medeni insan, arkasını toplatan değil; arkasında temizlik bırakan insandır.

Bugün hepimiz çevreyi konuşuyoruz. Geri dönüşümü konuşuyoruz. İklim krizini konuşuyoruz. Fakat ortak yaşam kültürünü yeterince konuşmuyoruz. Oysa medeniyet, büyük meydanlarda yapılan konuşmalarla değil; kimsenin alkışlamadığı küçük davranışlarla inşa edilir. Bir musluğu açık bırakmamak, sifonu çekmek, çöpü yere atmamak, lavaboyu temiz kullanmak… Bunlar küçük gibi görünen ama büyük karakter göstergeleridir.

İşin bir de ilmî yönü var. Sosyoloji bize, ortak kullanım alanlarının bir toplumun kültür seviyesini yansıttığını söyler. Psikoloji ise başkasını düşünme becerisinin gelişmiş bir kişilik özelliği olduğunu ifade eder. Tıp, hijyen eksikliğinin sayısız hastalığın temel sebeplerinden biri olduğunu yıllardır anlatıyor. Felsefe, insanın erdemini kimsenin görmediği yerde sergilediği davranışlarla ölçer. Demek ki tuvalet meselesi yalnızca temizlik meselesi değildir; eğitimin, kültürün, ahlakın, vicdanın ve sorumluluk bilincinin de aynasıdır.

Bir de inancımız açısından bakalım. Dilimizden “Temizlik imandandır.” sözü hiç düşmüyor. Evimizi temiz tutuyoruz, kıyafetimize özen gösteriyoruz, ibadet edeceğimiz yerleri temiz bırakmaya gayret ediyoruz. Peki aynı hassasiyeti ortak kullandığımız tuvaletlerde neden gösteremiyoruz? İnanç, yalnızca sözle ifade edilen bir değer değildir; davranışla anlam kazanır. Hiç tanımadığınız bir insanın hakkını gözetmek de kul hakkına saygının bir parçasıdır.

Beni en çok düşündüren ise çocuklarımızdır. Onlar bizi izliyor. Eğer biz ortak alanları hoyratça kullanırsak, onlar da bunu normal sanacak. Medeniyet mirasla değil, örnek olarak aktarılır. Çocuk, anne babasının anlattığını değil, yaptığını öğrenir.

Bu mesele ne sadece belediyelerin meselesidir ne işletmelerin ne de temizlik görevlilerinin… Elbette denetim yapılmalı, standartlar yükseltilmeli, eksikler giderilmeli. Ama bütün yükü kurumların omzuna bırakıp kendi sorumluluğumuzdan kaçamayız. Çünkü medeniyet, önce bireyin vicdanında başlar.

Şunu artık kabul etmeliyiz: Bir ülkenin itibarı yalnızca havaalanlarında, müzelerinde veya caddelerinde değil; tuvaletlerinde de görünür. Bir yabancı turist bazen o ülke hakkında ilk kanaatini bir dinlenme tesisindeki tuvalette oluşturur. Yüz milyonlarca lira harcayarak yaptığımız tanıtımı, birkaç dakikalık ihmal gölgeleyebilir.

O hâlde gelin, birbirimizi suçlamadan önce kendimize bakalım. Her kullandığımız ortak alanı, bulmak istediğimiz gibi bırakalım. Çünkü medeniyet; konuştuğumuz büyük cümlelerde değil, yaptığımız küçük davranışlarda gizlidir.

Rahmetli babamın yıllar önce söylediği o söz bugün zihnimde daha da anlam kazanıyor: “Bir evin temizliği tuvaletinden belli olur.” Ben de buna şu cümleyi eklemek istiyorum:

Bir milletin karakteri, vicdanı ve medeniyet anlayışı da tuvaletlerinden belli olur. Çünkü medeniyet, gerçekten tuvalette başlar