DOLAR 48,08EURO 56,09STERLİN 65,66GRAM ALTIN 7.157,95BIST 14.501,50BTC 80.819
Konya Açık · 19,1°C
Şerife Bozoğlan Eker

Şerife Bozoğlan Eker

Meslek: Şair - Yazar - Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazılarını Gör

Başkasının Başarısı Neden Rahatsız Eder?

Xin

Sen de Çalış, Sen de Başar!

Bir insanın başarısı neden bazılarını ilhamlandırırken, bazılarını rahatsız eder? Neden kimi insanlar, “Ben de yapabilirim.” demek yerine, “O niye başardı?” diye öfkelenir? Asıl üzerinde düşünmemiz gereken toplumsal yaralardan biri tam da budur.

Psikoloji bu durumu, yetersizlik duygusu ve kıyas bağımlılığıyla açıklar. Kendini geliştirmek yerine başkalarının hayatına odaklanan kişi, her başarıyı kendi başarısızlığının aynası gibi görür. Oysa sorun, karşısındakinin yükselmesi değil; kişinin kendi potansiyelini harekete geçirememesidir. Kıskançlık, üretmeyen zihnin en ağır yüküdür. Başkasını aşağı çekmeye harcanan enerji, insanı hedeflerine yaklaştırmaz; tam tersine, bulunduğu yere zincirler.

Sosyolojik açıdan bakıldığında ise başarıyı alkışlamayan toplumlar, zamanla üretmeyi de bırakır. İnsanlar emeklerinin takdir edilmediğini gördükçe cesaretlerini kaybeder. Böylece rekabet, kaliteyi artıran bir unsur olmaktan çıkar; yerini çekememezliğe, dedikoduya ve kutuplaşmaya bırakır. Oysa gelişmiş toplumların ortak özelliği, başarılı insanlarını küçültmek değil, onları örnek göstermeleridir. Çünkü bilirler ki bir kişinin başarısı, toplumun ortak sermayesidir.

Felsefe bize şu gerçeği hatırlatır: Başkalarının ışığını söndürerek kendi karanlığını aydınlatamazsın. Gerçek erdem, başkasının zirvesine taş atmak değil, kendi zirveni inşa etmektir. Hayat bir yarış değil, bir gelişim yolculuğudur. Bugün senden ileride olan biri, rakibin değil; doğru okunduğunda sana yol gösteren canlı bir tecrübedir.

İslam ahlakı da bu konuda son derece açıktır. Peygamber Efendimiz (sav), müminlerin birbirini seven, destekleyen tek bir beden gibi olması gerektiğini bildirir. Bir kardeşinin başarısından rahatsız olmak yerine onun için hayır dilemek, kalbi arındıran büyük bir erdemdir. Haset ise önce sahibini tüketen manevi bir hastalıktır. Çünkü kıskanç insan, başkasının nimetiyle değil, kendi huzursuzluğuyla yaşar.

Unutmayalım; başarı bulaşıcıdır. Alkışlanan emek çoğalır, desteklenen gayret büyür, paylaşılan tecrübe yeni başarılar doğurur. Bir insan yükseliyorsa, onu aşağı çekmeye çalışmak yerine, Ben de çalışır, ben de başarırım.” diyebilmek gerçek olgunluktur.

Başarı eksilen değil, çoğalan bir değerdir. Bir kandilden diğerini yakmak, ilk kandilin ışığını azaltmaz. Başkasının başarısını alkışlayabilenler karakterlerini büyütür; kıskançlığa teslim olanlar ise kendi gölgelerinde kaybolur. Çünkü insanı başkasının başarısı değil, kendi tembelliği geride bırakır. Unutmayalım; tarih, başkalarının yükselişine öfkelenenleri değil, başkalarının başarısından ilham alarak kendi zirvesini inşa edenleri yazar.