Sen de Çalış, Sen de Başar!
Bir
insanın başarısı neden bazılarını ilhamlandırırken, bazılarını rahatsız eder?
Neden kimi insanlar, “Ben de
yapabilirim.” demek yerine, “O
niye başardı?” diye öfkelenir?
Asıl üzerinde düşünmemiz gereken
toplumsal yaralardan biri tam da budur.
Psikoloji
bu durumu, yetersizlik duygusu ve kıyas bağımlılığıyla açıklar. Kendini geliştirmek
yerine başkalarının hayatına odaklanan kişi, her başarıyı kendi başarısızlığının aynası gibi görür. Oysa
sorun, karşısındakinin yükselmesi değil; kişinin kendi potansiyelini harekete
geçirememesidir. Kıskançlık, üretmeyen zihnin en ağır yüküdür. Başkasını aşağı
çekmeye harcanan enerji, insanı hedeflerine yaklaştırmaz; tam tersine, bulunduğu
yere zincirler.
Sosyolojik
açıdan bakıldığında ise başarıyı alkışlamayan toplumlar, zamanla üretmeyi de bırakır.
İnsanlar emeklerinin takdir edilmediğini gördükçe cesaretlerini kaybeder. Böylece
rekabet, kaliteyi artıran bir unsur olmaktan çıkar; yerini çekememezliğe,
dedikoduya ve kutuplaşmaya bırakır. Oysa gelişmiş toplumların ortak özelliği,
başarılı insanlarını küçültmek değil, onları örnek göstermeleridir. Çünkü bilirler
ki bir kişinin başarısı, toplumun ortak sermayesidir.
Felsefe
bize şu gerçeği hatırlatır: Başkalarının ışığını söndürerek kendi karanlığını
aydınlatamazsın. Gerçek erdem, başkasının zirvesine taş atmak değil, kendi zirveni inşa
etmektir. Hayat bir yarış değil, bir gelişim yolculuğudur. Bugün senden ileride
olan biri, rakibin değil; doğru okunduğunda sana yol gösteren canlı bir tecrübedir.
İslam
ahlakı da bu konuda son derece açıktır. Peygamber Efendimiz (sav), müminlerin
birbirini seven, destekleyen tek bir beden gibi olması gerektiğini bildirir.
Bir kardeşinin başarısından rahatsız olmak yerine onun için hayır dilemek,
kalbi arındıran büyük bir erdemdir. Haset ise önce sahibini tüketen manevi bir
hastalıktır. Çünkü kıskanç insan, başkasının nimetiyle değil, kendi huzursuzluğuyla
yaşar.
Unutmayalım;
başarı bulaşıcıdır. Alkışlanan emek çoğalır, desteklenen gayret büyür, paylaşılan
tecrübe yeni başarılar doğurur. Bir insan yükseliyorsa, onu aşağı çekmeye çalışmak
yerine, “Ben
de çalışır, ben de başarırım.”
diyebilmek gerçek olgunluktur.
Başarı eksilen değil, çoğalan bir değerdir. Bir kandilden
diğerini yakmak, ilk kandilin ışığını azaltmaz. Başkasının başarısını alkışlayabilenler
karakterlerini büyütür; kıskançlığa teslim olanlar ise kendi gölgelerinde
kaybolur. Çünkü insanı başkasının başarısı değil, kendi tembelliği geride bırakır.
Unutmayalım; tarih, başkalarının yükselişine öfkelenenleri değil, başkalarının
başarısından ilham alarak kendi zirvesini inşa edenleri yazar.