DOLAR 48,08EURO 56,09STERLİN 65,66GRAM ALTIN 7.157,95BIST 14.501,50BTC 80.819
Konya Açık · 19,1°C
Şerife Bozoğlan Eker

Şerife Bozoğlan Eker

Meslek: Şair - Yazar - Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazılarını Gör

Çocuklar Çocuk Gibi Büyüsün!

Xin

Küçük Kadınlar mı Yetiştiriliyor, Yoksa Çocukların Çocukluğu mu Ellerinden Alınıyor?

“Moda büyüyor, çocukluk küçülüyor.”

Son yıllarda birçok anne ve babanın ortak bir serzenişi var:

“Çocuğuma çocuk kıyafeti bulamıyorum.”

Bu cümle ilk bakışta basit bir alışveriş şikâyeti gibi görünebilir. Oysa meselenin özü çok daha derindir. Çünkü burada konuşulan yalnızca bir elbise değil; çocukluk, masumiyet, aile değerleri ve toplumun geleceğidir.

Bir mağazaya giriyorsunuz…

Kız çocukları için hazırlanan reyonlarda omzu açık bluzlar, sırt dekolteli elbiseler, göbeği açık tişörtler, vücudu yetişkin kıyafeti gibi saran modeller, makyaj estetiğini çağrıştıran tasarımlar…

İnsan ister istemez şu soruyu soruyor:

Bunlar gerçekten çocuklar için mi tasarlanıyor?

Çocukların dünyasına neden yetişkin modası taşınıyor?

Çocuk, çocuk gibi görünmeli değil midir?

Çocukluğu neden büyütmeye çalışıyoruz?

Anne babalar haklı olarak şu soruyu dile getiriyor:

Biz çocuk kıyafeti istiyoruz. Küçük yetişkin kıyafetleri değil.”

Bu serzeniş küçümsenecek bir yakınma değildir. Çünkü mesele yalnızca kumaşın kesimi değil; çocuğa nasıl bakıldığı, onun nasıl konumlandırıldığı meselesidir.

Elbette her açık kıyafet zararlıdır ya da tek başına bir sonuç doğurur demek doğru olmaz. Bir çocuğun güvenliği ya da kişiliği yalnızca giydiği kıyafetle açıklanamaz. Ancak çocuk kıyafetlerinin yetişkin estetiğine göre tasarlanmasının, birçok aileyi rahatsız ettiği de görmezden gelinemez.

Çocukluk; sadeliğin, rahatlığın, hareket özgürlüğünün ve masumiyetin dönemidir.

Moda ise bazen tüketimi artırmak için sınır tanımaz.

İşte tam da burada şu soru önem kazanıyor:

Moda çocuklara mı hizmet ediyor, yoksa çocuklar modaya mı kurban ediliyor?

Bugün birçok ebeveyn mağaza mağaza dolaşıyor.

Diz kapağının altında bir etek…

Normal yakalı bir tişört…

Rahat bir elbise…

Bulabilmek için saatler harcıyor.

Bu durum sadece muhafazakâr ailelerin değil, farklı yaşam tarzına sahip birçok ebeveynin de dile getirdiği ortak bir rahatsızlıktır. Çünkü mesele inançtan önce çocukluk algısıyla ilgilidir.

Bir başka yönü de sosyal medyadır.

Çocukların fotoğrafları milyonlarca kez dolaşıma giriyor. Görüntülerin kimler tarafından görüldüğünü, nasıl kullanıldığını ailelerin her zaman bilmesi mümkün olmuyor. Bu nedenle birçok uzman da çocukların mahremiyetinin korunması gerektiğini, dijital ortamda paylaşımlarda dikkatli olunmasını vurguluyor.

Çocuk; beğeni toplamak için sergilenecek bir vitrin değildir.

O, korunması gereken bir emanettir.

Psikologlar yıllardır çocukların erken yaşta yetişkin görünümüne zorlanmasının; beden algısı, özgüven ve kimlik gelişimi üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğine dikkat çekiyor. Çocuk, oyun çağında çocuk olmayı yaşamalıdır. Henüz omuzlarına yetişkin dünyanın beklentileri yüklenmemelidir.

Çocukluğu aceleyle büyütmenin kazananı yoktur.

Kaybedeni ise toplum olur.

Üreticilere de bir çağrımız var.

Çocuk kıyafeti tasarlarken önce modayı değil, çocuğu düşünün.

Reklamı değil, gelişimi düşünün.

Satışı değil, sorumluluğu düşünün.

Çünkü çocuk kıyafeti yalnızca ticari bir ürün değildir; aynı zamanda kültürel ve toplumsal bir mesaj taşır.

Anne babalara düşen görev ise çocuklarının rahatını, güvenliğini ve mahremiyetini gözeterek bilinçli tercihler yapmaktır. Beğenmedikleri ürünleri almamak, taleplerini üreticilere ve markalara iletmek de bu sürecin önemli bir parçasıdır.

Unutmayalım…

Bir toplum, çocuklarına verdiği değer kadar güçlüdür.

Onların çocukluğunu koruyabildiği kadar geleceğini koruyabilir.

Çocukların oyun çağını, masumiyetini ve doğallığını tüketim anlayışına teslim etmeyelim.

Onları küçük kadınlara ya da küçük erkeklere dönüştürmeye çalışmayalım.

Çünkü çocukluk, tekrar geri gelmeyen en kıymetli zamandır.

Ve çocuklar…

Her şeyden önce, çocuk gibi büyümeyi hak ederler.