DOLAR 48,08EURO 56,09STERLİN 65,66GRAM ALTIN 7.172,19BIST 14.442,59BTC 79.228
Konya Açık · 29,4°C
Şerife Bozoğlan Eker

Şerife Bozoğlan Eker

Meslek: Şair - Yazar - Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazılarını Gör

Anmak mı, Anlamak mı?

Xin

ANMAK MI, ANLAMAK MI?

Mevlid Kandili’ni idrak ettiğimiz şu günlerde dilimizde salavatlar, gönlümüzde Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (sav) sevgisi var. Camilerde programlar yapıyor, ilahiler söylüyor, dualar ediyor, O’nun doğumunu anlatan güzel sözler söylüyoruz.

Peki, anlıyor muyuz?

İşte asıl mesele burada başlıyor.

Peygamber Efendimizi anmak kolaydır. O’nu anlatmak da kolaydır. Hayatından güzel örnekler seçer, sözlerini aktarır, gözlerimizi yaşartacak cümleler kurarız. Fakat O’nun yaşadığı ahlakı hayatımıza taşımak… İşte bunun bedeli vardır.

Çünkü Peygamber Efendimiz sadece anlatılmak için değil, örnek alınmak için gönderilmiştir.

Biz O’nu severiz diyoruz. Peki, sevgimiz davranışlarımıza ne kadar yansıyor?

Komşumuz açken tok yatıyorsak, kul hakkını önemsemiyorsak, yetimin hakkına göz dikiyorsak, yalanı alışkanlık hâline getiriyorsak, emanete ihanet ediyorsak, birbirimizin arkasından konuşuyorsak, kalp kırmayı sıradanlaştırıyorsak, öfkemize yenilip insanları incitiyorsak…

Sonra da “Biz Peygamberimizi çok seviyoruz” diyorsak, insanın kendi kendine şu soruyu sorması gerekmez mi?

“Ben O’nun ümmeti olmaya layık bir hayat yaşıyor muyum?”

Elbette hiç kimse kusursuz değildir. Günah işleyebilir, hata yapabilir, nefsimize yenilebiliriz. Mesele hatasız olmak değil; hatadan dönmek, tevbe etmek, kendimizi düzeltmek ve Peygamberimizin ahlakına doğru yürümektir.

Çünkü O, cahiliyenin karanlığında merhameti, adaleti, doğruluğu, kardeşliği ve güzel ahlakı öğretti.

Biz ise bugün birbirimize karşı merhameti kaybediyorsak, adaleti menfaatimize göre ölçüyorsak, kardeşliği sadece aynı düşüncede olduğumuz insanlarla sınırlıyorsak, burada durup düşünmemiz gerekir.

Mevlid Kandili, yalnızca Peygamberimizin doğumunu kutlama gecesi olmamalı.

Bir muhasebe gecesi olmalı.

“Ben O’nu ne kadar tanıyorum?”

“Hayatımda O’ndan ne var?”

“Benim elimden, dilimden, davranışlarımdan insanlar emin mi?”

Ve belki de en ağır soruyu kendimize sormalıyız:

“Yarın huzurunda olsak, yüzüne bakabilecek miyiz?”

“Ümmetim” diye seslenmesini arzu ettiğimiz Efendimizin ümmeti olmak, sadece dil ile söylenecek bir şeref değildir. O’nun ahlakını kuşanma sorumluluğudur.

Öyleyse bu Mevlid Kandili’nde yalnızca O’nu anmayalım; anlamaya çalışalım.

Sadece salavat getirmeyelim; salavatın bize yüklediği sevgiyi ve sorumluluğu hayatımıza taşıyalım.

Çünkü O’nu gerçekten seven, O’na benzemeye gayret eder.

Rabbim bizleri Peygamber Efendimizin sevgisine layık, sünnetinin izinde, güzel ahlakıyla ahlaklanan ve huzuruna vardığında “Ümmetim” hitabına mazhar olabilecek kullarından eylesin.

Mevlid Kandilimiz mübarek olsun.